DIŞ POLİTİKADA TARAFSIZLIK VE TARAFSIZ OLUNABİLİR Mİ?
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 11 Temmuz 2014
DIŞ POLİTİKADA TARAFSIZLIK VE TARAFSIZ OLUNABİLİR Mİ?
Cumhurbaşkanlığı sürecinde Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu İsrail’in Filistin’e saldırısı konusunda dahi tarafsız kalınmasını savunurken, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan bitaraf olan bertaraf olur diyerek özellikle İsrail’in Filistin’e saldırması konusunda tarafsız kalınamayacağını savunmaktadır. Gelin biz de dış politika konusunda biraz kafa yoralım.
Bir ülkenin dış politikası niçin önemlidir, hangi konuları kapsar, nasıl ve neler yapar?
A-Niçin dış politika yapılır ve önemi nedir?
1- Maddi ve toprak çıkarları: Bir ülke mevcut maddi çıkarları ve topraklarını korumak zorundadır. Ayrıca mümkün olursa ve gerekirse bu çıkarlarını ve toprak alanını arttırmak ister.
2- Stratejik çıkarlar: Enerji yolları, yeni dünya yapılanmasında lehine olacak gelişmeler sağlamak veya en azından zararına gelişmeleri önlemek ister.
3- Nüfuz çıkarları: Her ülkenin fakat özellikle Türkiye’nin Osmanlı’nın mirasçısı olması dolayısıyla çevresinde önemli nüfuzunu koruma ve yeni nüfuz alanları oluşturmak için planları olmalıdır.
4- Psikolojik ve uluslararası alanda daha güçlü yer edinme veya en azından mevcut konumunu koruma: Her ülke birinci planda bölgesinde ve daha sonra kendisini etkileyecek konularda söz söyleyebilmesi için bir konum prestij ve güç algısı oluşturmalıdır.
5- İstihbarî dış politika: Her ülkenin dış temsilcilikleri aynı zamanda istihbarat ve istihbarata karşı koyma faaliyetlerinde önemli noktalardır ve hatta karargâh kuruluşlardır.
6- Askerî dış politika: Her ülke birinci planda bölgesinde ve sonra dünyada oluşan askerî gelişimleri ve güç oluşumları yakından takip etmeli buna karşı tedbirler geliştirmelidir..
7- Basın yayın ve tanıtıma dayalı dış politika: Her ülke diğer bölge ve dünya ülkelerinde kendi isminin ve özellikle gücünün anılmasını ve tanıtılmasını sağlayacak planlar uygulamalıdır.
8- Spor faaliyetleri: Her ülke kendisi uluslararası spor organizasyonları yapabilmeli, ayrıca yapılan organizasyonlara katılmalıdır.
9- Mevcut ortak ve müttefik ülke birlikteliklerinin çıkarları doğrusunda sürdürülmesini sağlamak (NATO, İslam İşbirliği Konferansı, Avrupa Birliği vb) ve yeni müttefik birliktelikler oluşturabilmek: Her ülke savunma, askerî, ekonomik, siyasi, stratejik, istihbarat vb konularda mutlaka müttefik ve ortak ülke ilişkileri geliştirmeli ve mevcutları korumalı düşmanlıkları önlemeye çalışmalıdır.
10- Aleyhinde yapılmak istenen her türlü organizasyon, askerî, siyasi, ekonomik, stratejik vb gelişimleri yakın takip ederek önleme ve en azından aleyhine oluşacak etki ve gücünü azaltmak: Her ülke için belki de en hayati nokta budur ve mutlaka bunlara yönelik planlar yapmalıdır. Kendini koruyucu mekanizmalar oluşturmayan veya oluşturamayan ülkeler yok olmaya mahkûmdur. Şunu özellikle akılda tutmak gerekir, ülkeler arası ilişkilerde bazı ülkelerin yararına olanlar diğer bazı ülkelerin mutlaka zararınadır. Bu acımasız bir söz gibi gelebilir ama apaçık bir gerçektir. Bazı ülkeler birlikte askerî güç birliği oluşturduğunda bu diğer ülkeler için tehdit unsuru taşır. Ortadoğu’da enerji hâkimiyeti kuran ülkeler diğer ülkeler aleyhine güç kazanırlar.
B- ÜLKELER YUKARIDA SAYDIĞIMIZ KONULARDA NE GİBİ FAALİYETLER YAPARLAR?
1- Her ülke öncelikle kendini çok iyi değerlendirebilmeli, güçlü ve zayıf alanlarını iyi belirlemeli, güçlü alanlarını korumalı ve hatta güçlendirmeli, zayıf alanlarını ise güçlendirmeli en azından güçlendirinceye kadar diğer ülkelerden bu zayıflıklarını gizleyebilmeli hatta güçlü gösterebilmelidir.
Türkiye, bölgesinde 1000 yıldır hâkim bir tarihin mirasçısıdır. Bu durum, Türkiye’ye bir bölge gücü olma zorunluluğunu getirmektedir. Bölge, dünyanın en stratejik özelliklerine sahiptir (petrol, doğal gaz vb).
Bölgemiz en çatışmalı ve etnik parçalanması olan bir bölgedir. Kalıcı dostluklar ve düşmanlıkların olmadığı, bugün dost olanın yarın düşman olabildiği ve batılı emperyalist güçlerin her türlü oyunu oynadıkları bir bölgedir.
2- Her ülke öncelikle ekonomik yönden güçlü olmak ve dışa bağımlı olmamak zorundadır.
3- Askerî yönden güçlü olmalı ve bu gücünü hissettirebilmelidir.
4- Ülke içinde milli birliği ve huzuru mutlaka temin etmeli, bunu bozacak dış mihraklı girişimleri önleyebilmelidir. Bunun için toplum içindeki ayrıştırıcı noktaları azaltmalı ve özellikle birleştirici ve kucaklaştırıcı özellikleri arttırmalıdır.
5- Özellikle bölgesinde ve sonra dünyada ülke yönetimleri, fakat özellikle halkları üzerinde nüfuz oluşturmalıdır. Bunun için her türlü tanıtıcı (basın yayın, sinema, spor vb) faaliyetlerde bulunmalıdır. Her türlü gizli açık propaganda faaliyetleri ve organizasyonları yapmalı ve hatta gönüllü teşkilatlanmalara gitmelidir. Bu konuda istihbarî gizli faaliyetler önemli yer tutarlar.
6- Her ülke askerî, ekonomik, siyasi, istihbarat vb konularda müttefikler ve ortaklar oluşturmalıdır. Bunun için çıkar ortaklığı olan ülkelerin ve alanların doğru şekilde tespiti gerekir.
7- Her ülke ve özellikle Türkiye, bölgesinde ve dünyada kendisine yakın etnik, dini ve psikolojik toplumları belirlemeli ve bunlarla ilgili teşkilatlanmalar, tanıtıcı ve kültürel faaliyetler yapmalı; gerektiğinde bu toplumların kendi yanında olacak güç ve her türlü desteği sağlayacak yapılanmalarda bulunmalarını sağlamalıdır.
8- Meydana gelen çatışmalarda, yönetimleri kazanmanın yanında daha önemli olarak halkları kazanacak tutumlar takınmalıdır.
9- Her ülke, bölgesinde ve dünyadaki yapılanmalarda etkin olma gayretlerinde olmalıdır.
10- Özellikle iç politikada dile getirilenlerle dış politika tutarlı olmalıdır.
Şimdi bütün bunları dikkate aldığımızda, ülkeler arasındaki ilişkilerde kendisini ve çıkarlarını koruma ve geliştirme en önemli unsurlardır. Kalıcı dostluk ve düşmanlılar yoktur. Bu durumda, her ülke öncelikle çıkarları ve gelebilecek zararları önleme sebebiyle mutlaka taraftır. Önemli olan çıkarının ve zararının nerelerde olduğunu doğru tespit edebilmesidir. Bunları doğru tespit edemez ve tarafını iyi belirleyemezse çıkarlarını koruyamaz ve zarar görür.
Bölgemizde ayrıca tehdit odaklarını da iyi belirlemek gerekir. İsrail bölgemizde hem kendi ideolojik yapısı (Siyonizm) ve hem de bizim doğal birlikteliğimiz olan (dinî ve tarihî) bölge halklarının bize düşman yapılabilmesi açısından büyük bir tehdittir. İsrail her ülke içinde yıkıcı gizli faaliyetler yürütmektedir. İç ve dış çatışma odaklarını provoke etmekte ve organize etmektedir. Yaptığı her girişim kendi gücünü kabul ettirme yanında diğer ülkelerin birliğini ve gücünü yok edici yöndedir.
Bölgemizdeki bütün çatışmalarda İsrail ön almaktadır. Özellikle Türkiye İsrail’in çıkarları için büyük tehdittir. Mısır’daki darbenin mimarı İsrail’dir. Bunu her ülke için yapabilme girişimini kesintisiz sürdürmektedir. Çünkü istikrarlı ve güçlü Türkiye ve İslam âlemi İsrail’in varlığı için tehdit olarak algılanmaktadır.
Sonuç olarak Filistin ve özellikle Kudüs Türkiye için hayati bir değer taşımaktadır. Bu bölgede İsrail tehdidi devam ettiği sürece Türkiye İsrail’in karşı tarafında olacaktır. Bu 2 sebeple gerekir.
1- İsrail’in Türkiye aleyhine güç kazanarak tehdit oluşturmasını önlemek.
2- Türkiye’nin bölge gücü olma stratejisini sürdürebilmek, İslam âlemi üzerinde liderlik psikolojisini özellikle halklar üzerinde canlı tutmak, söz sahibi olmak ve yapılacak oyunları önleyebilmek ve kendi yapılanmasını oluşturmak için mutlaka gereklidir.
Bunları dikkate aldığımızda, İsrail’in taraf olduğu yerde tarafsız olmak Türkiye’nin mutlak aleyhinedir ve gelişecek olaylar hayati önem kazanabilir. Yani bitaraf olan bertaraf olabilir. Şu soru çok önemlidir. İsrail, Türkiye’nin güç kazanacağı yerde tarafsız olabilir mi? O zaman başka söze gerek yoktur.
11.07.2014 Dr. Cengiz Sandıklı


