KERBELA, İSLAM, ÜMMET VE FİTNE

                Bugün 10 Muharrem yani aşure günü diye tanımladığımız, sayamayacağımız sayıda mutlu ve müjdeli olayların gerçekleştiği gün.  Aynı zamanda İslam ümmetinin en acı günlerinden biri. Peygamber efendimizin ciğerparesi, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın oğlu ve cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin’in, Yezid ve askerleri tarafından vahşice şehadetinin 1376. yıl dönümü.

                Maalesef Hz. Peygamberin vefatından sonra yatağında vefat eden tek Halife Hz. Ebubekir Sıddık’tır. Sonra gelen Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali maalesef şehit edilmiştir. Daha peygamber efendimizin vefat ettiği gün halife kim olacak tartışması çıkmış ve Hz. Ebubekir’in halife olarak ilan edilmesiyle fitne sona ermiştir. Sonra gelen Hz. Ömer ve Hz. Osman peygamber efendimizin çok değer verdiği sahabelerden oluşan heyet tarafından seçilmişlerdir ve bu 3 halifeye de Hz Ali samimiyetle biat etmiştir.

Fakat alttan alta hep Hz Ali’nin hakkının yendiği ve ehli beytten olması dolayısıyla, hilafetin Hz. Ali’nin hakkı olduğu hep işlenmiş, buna karşı çıkanlarla maalesef Müslümanlar arasında fitne büyümeye başlamıştır. Neticede fitne Hz. Osman’ın şehadetine ve sonrası da Hz. Ali’nin hilafetine karşı çıkan Muaviye ile ilk Müslümanlar arası savaşa kadar varmıştır.

Bu savaşanlar kimdir diye baktığımızda hepsi Hz. Peygamberin gözdesi sahabe efendilerimizdi. Muaviye peygamber efendimizin vahiy kâtibiydi. Bunu söylememin sebebi o zamanda dahi fitne çıkabildiğini görmek ve bir kişiye muhterem sıfatı takılarak fitne çıkarmaz diye bakmamak içindir. Niyet dünya olursa ahiret ve Allah unutulur ve enaniyet şeytanın esiri olarak devreye girer ve fitne yürür ve büyür.

İşte bu ortamda Hz. Ali’ye başkaldıran Muaviye ilk Müslümanlar arası savaşı başlatmıştır. Daha sonra hilafet maalesef seçimlerle değil kraliyet gibi babadan oğula geçmiş ve Yezid’in hilafetinde Hz. Hüseyin tarafında toplanan bir kısım Müslüman halifeliğini ilan etmesi için kendisini Kûfe’ye çağırmış, fakat Yezid’in korkusuyla hepsi Hz. Hüseyin’i terk ederek yalnız bırakmış ve maalesef Hz. Hüseyin efendimiz etrafında kalan 70 kişiyle birlikte vahşice şehit edilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer nokta Hz. Hüseyin’i desteklediklerini söyleyenlerin O’nu şehadete götürme pahasına terk ederek hainlik yapmalarıdır. Fitneci böyledir. Kışkırtır ve sonra zoru görünce seni terk eder.

Kerbela katliamı ve Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilmesi bütün Müslümanların en derin yarası ve üzüntüsüdür. Fakat bu elim olay öne sürülerek çıkarılan ve bugün çok daha şiddetle süren fitne çok daha elim bir olaydır. Maalesef zamanımızda nerede kan orada Müslüman ve dökülen kan Müslüman kanıdır ve kanı döken de yine Müslümanlardır.

Eğer Müslümanlar bu durumdan ders çıkarmadıkları ve birbirlerini öldürmeye devam ettikleri sürece her biri katil olmak durumundadır. Bir Müslümanı  öldüren kişi, grup veya devletler şöyle derinlemesine baktıklarında bundan hiçbir Müslümanın fayda görmediğini aksine kafirleri ve İslam düşmanlarını sevindirmekte ve onlara yani kısaca şeytana hizmet ettiklerini görmelidirler. Şeytana hizmet edenin yeri cehennemdir.

Allah, bütün dünya zenginliklerini (petrol, doğal gaz vb.) Müslümanların ayaklarının altına sermiş ve bizlere ahiret hayatında cenneti vaat emişken bizler bütün nimetleri kâfire yediriyor, onlara kul köle oluyor ve birbirimizi katlediyoruz. O zaman bize ne denir? Siz cezaların en kötüsüne müstehaksınız denir. İşte Müslümanların başındaki belanın sebebi budur.

Ülkemizde de fitne almış başını gidiyor. Türkiye’nin Türk ve İslam dünyasının birleştirici gücü olduğunu bilen İslam düşmanları büyüme yolunda büyük aşama kaydeden, siyasi bağımsızlığını Davos’ta, ekonomik bağımsızlığını IMF ye borcunu kapattığı 2013 Mayıs ayında ve milli silahlarını, uydu ve istihbarat silahlarını üreterek milli ordusunu kurmasıyla askeri bağımsızlığını ilan eden Türkiye,  emperyalistlerin İslam dünyasında oynadığı oyunlara engel olmaya başlayınca ülke içindeki hain işbirlikçiler ve fitne odakları faaliyete geçmiştir.

Fitne hastalığının ilacı samimi, ihlaslı, güçlü bir iman ve salih amel ve niyetlerdir. Bizler Allah’a yaslandıkça inşallah Allah bizimledir. Kâfir ne kadar güçlü olursa olsun Müslüman Allah’la olduğu sürece en güçlüdür ve yenilemez. Allah görünmez ordularıyla (Bedir’de, Çanakkale’de olduğu gibi) mücahidin yanında olacak ve zafer mutlak olacaktır.

Zaman, iman şuurunun farkında olarak, sanki Peygamber efendimizin karşısındaymışız gibi ve bu bizim perişan halimizi gördüğünü ve üzüldüğünü bilerek kucaklaşmamız ve peygamber efendimizi sevindirmemiz gereken bir zamandır.  Bize en iyi yol gösterici, yaptığım iş ve eylemden kim menfaat görmekte ve kim zarar görmektedir sorusunun ihlaslı ve samimi cevabıdır.

Ayrıca Allah yaptığımdan hoşnut mudur ve rızasını kazanabiliyor muyum sorusuyla kendini hesaba çekmektir. Unutmayalım Allah rızasına hizmet etmeyen şeytana hizmet ediyordur.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı      23.10.2015

İzmir 1. Bölge 25. Ve 26. Dönem M. V. Aday adayı

Güzelbahçe Bel. Bşk. adayı

Yorum Yaz