ÇÖZÜM SÜRECİ, F4 LER VE İSRAİL OTORİTESİ

                Bu yazıma ilginç bir başlıkla başladım. Birbiriyle ilgisini daha başta akıllara nakşetmek için. Dün bir emekli albayla yaptığım tartışma sonrası, emekli bir askerin dahi çözüm sürecini sorgulaması ve işin vahametini kavrayamaması dolayısıyla kafaları karışık insanlarımızı aydınlatmak için bu yazıyı yazmak ihtiyacı duydum.

                Öncelikle dikkatlerinizi 2009 Davos toplantısında sayın cumhurbaşkanımız (zamanın başbakanı olarak) Recep Tayip Erdoğan İsrail cumhurbaşkanı Peres’e çocuk katilisiniz diyerek dünyanın gözü önünde haykırdı. Bu sözler esasında kimsenin adlandırmadığı ve dile getirmediği Türkiye’nin siyasi bağımsızlık ilanıydı. Türkiye il defa kendi milli bağımsız iradesini korkusuzca ortaya koyuyor ve bütün Müslümanların tarihten gelen lideri olarak dimdik ayağa kalkıyordu.

                2010 Mavi Marmara gemisi eyleminde yine milli iradesini ortaya koyuyordu. İsrail 10 kardeşimizi terörist askerleriyle baskın yaparak şehit ediyordu. İşte tam burada başlıkta belirttiğim İsrail otoritesinden izin deyimini Penisilvanya’daki zattan duyuyorduk. O zaman İsrail otoritesinden izin sözlerini önemsedik ama asıl altta yatan maksadı anlamadık. Gerçekte bu sözler İsrail’in gayri resmi ağzıyla söylenmiş tehditti.

                Bu tehdit, eğer İsrail’den izin almazsan İsrail’den izin alman zorunlu olan yer ve zamanlarda biz sana bunu gösteririz demekti. Nitekim daha sonra bunu açıklayamadığımız savaş uçaklarımızın düşüşlerinde çok acı şekilde şehitlere mal olarak gördük. Suriye üzerinde F4 savaş uçağımız hâlâ açıklanamayan şekilde düşmüş ve Suriye tarafından düşürüldüğü iddia edilmişti. Bütün komuta ve ateşleme düzenek, donanım ve yazılımlarının İsrail tarafından yapılmış uçağımız açıkça kilitlenerek düşürülmüş, Suriye suçlanarak Türkiye Suriye’de savaşa çekilmek istenmişti.

                Fakat bu amacın altında yatan ikincil ve ölümcül bir amaç daha vardı. İsrail diyordu ki, ben her an her uçağınızı düşürürüm. Bütün silahlarınızı (tanklarınız ve elektronik donanıma haiz bütün silahlar) kullanılamaz hale getiririm ve imha ederim.  İşte biz bunları o devrelerde algılayamadık ve hiç kimse bunları yazmadı ve hâlâ yazmıyorlar. Nitekim İsrail daha sonraki F4 uçaklarımızın açıklanamayan düşüşleriyle bize bunu gösterdi ve tehdidini sürdürdü. İsrail PKK ve PYD ile Suriye, Kuzey Irak ve Türkiye içinde planladığı ve gerçekleştireceği eylemlerde Türkiye’nin elini kolunu bağlamak ve Türkiye’yi kuşatarak uydu Kürt devleti ile Arzu Mevuda ulaşmak istiyordu. Türkiye, bu dönem içinde yapacağı herhangi bir çatışmada uçakları düşürülerek, gece görüş sistemleri karartılarak ve bütün istihbarat hatları kesilerek gözü kör, kulağı sağır ve eli kolu bağlı duruma düşürülecek ve Güneydoğumuzun kopuşu sağlanacaktı.

                Evet, bunlar çok ağır fakat geçmişten itibaren dışa (İsrail ve ABD) bağımlı silahlı kuvvetlerimizden kaynaklanmaktaydı. Bunu kimse görmüyor ve dile getirmiyordu. Fakat gören, durumun vahametini kavrayan zeki bir kişi vardı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

                Erdoğan bu şartlar altında, daha önce de PKK ya karşı yapılmak istenen çeşitli harekâtlarda bunları çok iyi gözlemlemiş, tespit etmiş ve yapılması gerekenleri planlamıştı. Yapılması gerekenler yapılmadan yapılacak harekâtlarda çok acı kayıplar (şehitler ve gazilerimizin yanında, uçak, tank, helikopter vb.) yaşanacağını, bunun Türkiye için büyük bir psikolojik darbe ve PKK için ise bir zafer olacağını sayın Erdoğan ve genelkurmayımız çok net görmüştü.

                Bütün yapılması gerekenler: 1-İstihbaratımız kesinlikle millileştirilmeli ve istihbaratımızın tam bir gizlilik içinde kalması sağlanmalıydı. Bunun için, milli istihbarat uydusu Göktürk, AVACS istihbarat uçağı ve bütün istihbarat iletişim araçlarının Aselsan vasıtasıyla millileştirilmesi ve ciddi bir istihbarat yapılandırılması. 2-Uçak, tank ve elektronik komuta ve ateşlemesine haiz bütün silahlarımızın düzenek, donanım ve yazılımlarının Aselsan tarafından millileştirilmesi. 3-Uçak ve helikopterlerimizin gece görüş sistemine kavuşturulması, gece görüş sistemine haiz olanların İsrail tarafında köreltilmemesi için yazılımlarının millileştirilmesi. 4-Helikopter (Atak helikopteri) Bomba, füze, her türlü silahımızın millileştirilmesi ve üretilmesi. 5- Derme çatma karakolların Kalekol haline getirilmesi. Sınır güvenliği için İHA ların yerli olarak yapılması ve elektronik sınır güvenlik sisteminin inşa edilmesi vb. tedbirler.

                İşte bütün bu yapılması gerekenler için önemli bir zamana ihtiyaç vardı. Yine ayrıca PKK ile mücadelenin sadece askeri olamayacağı Kürt insanımızın kazanılması, kucaklanması ve Türkiye’ye güçlü aidiyet bağının sağlanması ve PKK nın Kürt insanımızla bağının koparılması, insanların, kansız, çatışmasız ve huzurlu bir ortamın farkındalığını ve değerinin anlaşılabilmesi için çözüm süreci planlandı ve HDP ve İmralı kullanılarak gerçekleştirildi.

                Sonuçta kazanılan zaman sonrası bunun farkında olmayan PKK, İsrail ve diğer emperyalistlerin 7 Haziran öncesi büyük kampanyaları ve 7 Haziran sonrası Ak Partiyi ve Erdoğan’ı yendik psikotik sarhoşluğu ile giriştikleri önceden hazırladıkları hain kanlı planları uygulamaya koyduklarında Osmanlı tokadı yüzlerinde patladı. Türkiye bütün bunlara önceden hazırlandığını ve hiçbir engellemeyle karşılaşmadan hem Türkiye içinde ve hem de Türkiye dışında en güçlü ve kahredici bir şekilde operasyonlar yaparak gösterdi. HDPKK bunu acı bir şekilde gördü.

                Artık, hem PKK ve hem de paralel yapı 1 Kasım zaferiyle bitmiştir. Milletimiz 1 Kasımla bütün emperyalistleri de teslim almıştır.  ABD PYD ye silah yardımı yapmayacağını hemen 3 Kasımda duyurmuştur. Artık zafer bizimdir.

Not: Bu yazımı Fransa’daki 140 kişinin katledildiği kanlı terör eylemi öncesi yazdım. Sayın cumhurbaşkanımız benim teröristim senin teröristim ayırımı yaparak terörü destekleyenlerin eni sonu terörün kanlı yüzüyle karşı karşıya geleceğini söylemiş ve maalesef Fransa’da insanlar bunu yaşamıştır. Her ne kadar Müslümanlar katledilirken sevinseler ve hatta bizzat kendileri katletseler de biz bir insan olarak, ölen her insana üzülürüz. Bu sebeple, Fransa’daki katliamdan da üzüntü duydum. İnşallah ders çıkarmışlardır.

                Uz. Dr. Cengiz Sandıklı    14.11.2015

İzmir 1. Bölge 25. Ve 26. Dönem m. V. Aday adayı

Güzelbahçe Bel. Bşk. Adayı

 

 

Yorum Yaz