RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ, SURİYE VE YENİ HÜKUMET
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 25 Kasım 2015
Dün Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en ciddi askeri bir müdahale gerçekleştirildi. (24.11.2015) Bir dünya devi olan Rusya’nın savaş uçağı sınırlarımızı ihlali üzerine defalarca uyarının ardından jetlerimizce vurularak düşürüldü. Bu durum daha önce Kore’de, Kıbrıs’ta girdiğimiz savaşlardan çok daha önemli bir olaydır. İlk defa bir dünya deviyle karşı karşıya kaldık.
Şimdi, gazete manşetleri yine maalesef Erdoğan düşmanlarınca, bağımsızlık, sınırlarımızın işgali ve savunması, komşu Suriye’de olanların gerçek planının Türkiye’yi kuşatmak amaçlı olması göz ardı edilerek Türkiye’yi suçlama ve Rusya’yı haklı çıkarma hainliğini dahi ortaya koyan başlıklarla dolu olacaktır.
Şimdi gelin duruma şöyle bir geniş pencereden ve tepeden bakalım. Öncelikle Suriye’de 3 yılı aşkındır süregelen olayı tanımlayalım. Bilindiği üzere gelişen Arap Baharı zinciri içinde bir dikta rejimi ile yönetilen, mezhep ayrımına dayalı, Kürtleri vatandaş bile kabul etmeyen bir Suriye’de de iç kalkışmanın olacağı beklenmekteydi. Bu süreç içinde Türkiye o dönemde Başbakan R. T. Erdoğan ve Dış işleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından Beşer Esad iki ülke arasındaki sıcak ilişkilere dayanarak demokratik bir sisteme geçilmesi yoksa Suriye’yi bir felaketin beklediği konusunda defaatle uyarılmıştır. Nitekim Suriye içinde organize edilen ve silahlandırılan ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) rejime karşı ayaklanmıştır. Başlangıçta gelişen olaylar Esed’in gitmesi üzerinde sürerken ÖSO nun Türkiye’ye yakınlaşması ve komutanının Türkiye’ye yakın kişilerden seçilmesi İsrail’i endişelendirmiş ve Mısır’daki gibi Mursi rejiminin geleceği ve İsrail’i tehdit edeceği, ayrıca Türkiye’nin bölgede güçleneceği korkusuyla Esed’in hızla alaşağı edilmesinden vazgeçilerek işin uzaması, DAEŞ in önce Irak ve sonra Suriye’de ileri sürülmesi silahlandırılması ve ardından PYD ile Kürt hareketinin işin içine çekilmesi ile Suriye’nin tamamen yönetilemez ve emperyalistlerin kontrolünde bir ülke olması sağlanmıştır. Yani kısaca Suriye emperyalistlerin savaş oyunu oynadığı ve Türkiye’nin içine de sirayet eden anarşik, güvenliksiz kanlı bir bölge oluşturulmuştur.
Bu süreçte özellikle 7 Haziran seçimleri öncesi artan fakat 2 yıldır sürdürülen Türkiye’yi güneyden uydu bir Kürt devleti ile (yani İsrail’ce) kuşatma planı yürürlüğe konmuş, buna en büyük ve tek engel olan R. T. Erdoğan ve Ak Parti iktidarının ortadan kaldırılması için içimizde de basın yayın organları ile yoğun bir propaganda yürütülmüştür.
Daha 7 Haziran gecesi Ak Partinin tek başına iktidar gücünü kaybetmesiyle DAEŞ ve PYD danışıklı döğüşüyle güneyimizde Kürt kuşatması başlatılmıştır. Bunun üzerine Türkiye Fırat’ın batısınına PYD nin geçmesine müsaade etmeyeceğini çok net ortaya koymuş ve özellikle Türkmenler olmak üzere ÖSO içinde eğit donat uygulamasıyla bir savunma gücü oluşturulmaya çalışılmıştır.
İşte tam bu süreçte Rusya Ağustos ayında (4 Ağustosta Rus general Vladimir Şamanov Suriye’de Suriye’nin yanında olacağını söyledi) Suriye’de askeri olarak muhaliflere müdahale etme kararı aldı ve ardından muhaliflere daha doğrusu ÖSO ve özellikle Türkmenlere karşı askeri operasyonlara başladı. Bunu yaparken DAEŞ i vuruyorum yalanını ileri sürdü. Amaç çok net açığa çıktı. Daha önce PYD ile anlaşan Rusya Türkiye’nin güney sınırını tamamen ele geçirip Kürt kuşatmasını gerçekleştirmek istemektedir. Önlerinde tek ve güçlü engel Türkmenler ve onları destekleyen Türkiye idi. O zaman yapılması gereken öncelikle Türkiye’yi test etmek ve verilecek cevaba göre tavır almaktı. Bu sebeple Rusya uçakları birkaç defa sınırımızı ihlal etti. Türkiye’nin şiddetli protestosu sonrası, Rusya yanlışlık olduğunu ileri sürdü. Fakat bu süreçte Türkiye’nin ihlal durumunda askeri cevap vermeyeceği ve korkacağı izlenimini edindi ve Türkmenleri bombalama konusunda iyice pervasızlaştı. Fakat Rusya yanılmıştı. Türkiye artık sınır ihlalleri konusunda Rusya’yı yeterince uyarmıştı ve vuracaktı.
Tam burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Güneyimizde Türkiye’yi kuşatma planı 7 Haziran sonrası yani Ak Parti tek başına iktidar gücünü kaybettiği gece başlamış ve yine Rusya bu dönemde Ağustos ayında Suriye’ye direk askeri müdahalede bulunmuştur. Yani Ak Parti tek başına iktidarını kaybedince Türkiye’ye içeriden ve dışarıdan şiddetli saldırı başlamış, Rusya sınırlarımızı defalarca ihlal etmiştir. Fakat çok daha önemlisi Rus uçağının düşürülmesi 1 Kasım zaferi sonucu yeni güçlü Ak Parti hükumetinin kurulduğu gün gerçekleştirilmiştir.
Yani kısaca Türkiye’nin gücü Erdoğan ve Ak Partidir ve Türkiye’nin bağımsızlığının tek teminatı yine Erdoğan ve Ak Partidir.
Şimdi ne olacağı sorulmaktadır. Hiçbir şey olmayacaktır. Rusya ekonomik ve stratejik noktada Türkiye ile gerçekleştirdiği projelerden vazgeçemez. Dünyayı da masumiyeti konusunda ikna edemez. Türkiye kararlı durduğu sürece askeri bir çatışma durumuna asla girmeyecektir. Doğal gaz konusunda bir yaptırıma girmeyecektir. Mutlaka NATO yu da dikkate alacaktır. Nitekim Lavrov Türkiye ile savaşa girmeyeceğini net bir şekilde belirtmiştir. Hiçbir zaman Türkiye’nin yanında olmayan NATO konu Rusya olduğunda güçlü duracaktır.
Sonuç Türkiye haklı durumunda güçlü ve kararlı durduğu sürece ABD ve NATO Suriye’de planlarını gözden geçirecek ve ÖSO ve Türkmenleri destekleme yönünde tavır alacak ve her yöne dönen PYD ile ilişkisini zayıflatacaktır.
Uz. Dr. Cengiz Sandıklı 25.11.2015
Uz. Dr. Cengiz Sandıklı
İzmir 1. Bölge M. V. Aday adayı ve Güzelbahçe Bel. Bşk. adayı


