AK PARTİ VE AK PARTİDEN ADAY ADAYLIĞIM

                Demokrasiler halkın iradesini esas alan yönetim biçimleridir. Halk özgür iradesi ile, güvendiği ve inandığı siyasi partileri seçimlerde oylarıyla iktidara taşır veya iktidardan indirir. Yani demokrasilerin temeli seçimler ve siyasi partilerdir. Seçimin olmadığı veya seçimlere müdahale yapıldığı durumlarda ve halkın iradesini esas almayan vesayet altındaki siyasi partilerin bulunduğu veya tek partili rejimlerde demokrasiden söz edilemez.

Siyasi partiler halkın milli ve manevi değerlerini, dünya görüşlerini, yaşayış ve inanç biçimlerini mutlaka dikkate almalıdır. Bu temelde ülkesinin kalkınması ve insanlarının refahı için plan ve projeler yapar ve iktidara geldiğinde bunları uygular. Halk kim daha güzel ve doğru projeler sunuyor ve kim samimi, inandırıcı ve güven verici buna bakarak tercihini kullanır. İktidara gelen veya muhalefetteki partiler, mutlaka insanını yansıtan projeler üretmek zorundadır. Eleştirirken doğrusunun ne olduğunu mutlaka ortaya koymalıdır. Sloganvari içi boş eleştiriler halkın gönlünde ve kafasında yer bulamaz. Siyasi partiler inandırıcı ve güven verici olmalıdır. İnsanının gözlerinin içine bakmalı ve samimiyetini ve “bunlar yapar” duygusunu kazanmalıdırlar. Sözlerini tutmayan veya bugün söylediğini yarın unutan veya tersini söyleyen siyasiler sadece kendilerine duyulan güveni değil siyasete olan güveni de sarsarlar ve saygıyı yok ederler. İnsanların demokrasiye güvenlerini de yok ederler.

Bu temel bakış açısı altında Türkiye’mize baktığımızda cumhuriyetimizin kuruluş ve tek partili dönemleri demokrasinin uygulanmadığı dönemlerdir. 1950 seçimleriyle birlikte çok partili demokrasi yürürlüğe girmiş ve millet Demokrat Parti ve Adnan Menderes’e güvenmiş ve iradesini ortaya koymuştur. Bu dönemden sonra bu demokratik yapı darbelerle bozulmuş ve demokrasi ve partiler vesayet altına alınmış ve topal bir demokratik anlayış hâkim olmuş, milli irade baskı altına alınmıştır.

3 Kasım 2002 seçimleriyle birlikte halk kendi değerlerini önemseyen ve güven verici projeler sunan Ak Partiyi tek başına iktidara getirmiş, daha sonraki seçimler ve referandumlarda milli iradeyi ve milletin değerlerini her baskı ve tehdide rağmen savunan ve uygulamaya koyan sunduğu projelerini yerine getirerek sözünü tutan ve durmadan davam eden projeler zinciriyle (durmak yok yola devam) ülkeye çağ atlatan Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Partiyi artan oranlarda iktidarda tutmuş ve güçlendirmiştir. Sonuçta Recep Tayyip Erdoğan’ı özgür iradesiyle cumhurbaşkanı seçmiştir. Buna karşılık muhalefet millete güven verememiş ve her seçimde hüsrana uğramıştır. Bundan sonra da böyle süreceği kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Ak parti gücünü aşağıdaki unsurlardan almaktadır:

1-      Millet iradesini samimi sahiplenişi ve korumak için canlarını dahi ortaya koymaları.

2- Halkın inanç, yaşayış ve değer yargılarını ayırım yapmadan dikkate alarak icraatlar yapmaları.

3- İnsanımızla sevgi ve gönül bağını kurabilmesi ve samimi olduğunu ve işini bildiğini gösterebilmesi.

4- Yaptığı ekonomik, sosyal, siyasi, askeri, yapısal, dış politika vb. atılım ve değişim ve gelişimlerle Türkiye’ye çağ atlatmaları, kendine güvenen, emir ve para almayan, üzerinde oyunlar oynanamayan bölgesinde bensiz bir şey yapılamaz diyen güçlü ve yeni diye adlandırılan bir Türkiye oluşturması.

5- Milletin adamı unvanını bizzat milletinden alan, güçlü, karizmatik milletine inanan ve milletinin inandığı bir lider olan Recep Tayyip Erdoğan’ın varlığı.

6- Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kenetlenmiş, bilgili ve lideriyle aynı değerleri paylaşan kıymetli bir iş bilir kadro.

Bu unsurlar arttırılabilir. Ak Parti milletin gönlünde sevgi, samimiyet ve hizmet partisi olarak en başköşede yerini almıştır. Muhalefet bu yeri alabilecek bir görüntü sergilememektedir.

Ak Partinin saydığımız bu unsurlar içindeki sevgi ve samimiyetinin en güzel göstergesi her türlü vesayete (askeri, yargı, polis, dış baskı vb) karşı canını ortaya koyabileceğini göstermesi ve bu vesayetlerin hepsini yok etmesidir. En son paralel yapı vesayeti ile de her türlü baskı ve tehdide rağmen karşı durmuş ve dıştan bağımlı ve komutalı, casusluk faaliyetlerini ve ihaneti içinde barındıran bu vesayete teslim olmamış ve vesayeti yok etmek üzeredir. Bunun aksine muhalefet tehdit ve şantajlara boyun eğmiş ve paralel yapıya ve vesayete teslim olmuştur. Millet, muhalefet partilerine oy verdiği takdirde, kendisini seçtiği partinin değil, bu hain yapının yöneteceğini çok iyi bilmekte ve bu sebeple Ak Parti ve Yeni lideri bilge adam unvanını bizzat milletin verdiği başbakan Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun arkasında kale gibi durmaktadır.

Bu dönem aday belirlemede Ak Parti yönetimi bu konuda çok hassas davranmalı, oy potansiyeli olan adaylar yanında, güvenilir davasına inanmış adaylar belirlemelidir. Sırtımızdan hançerleyecek Brutus’lar olmamalıdır. Ak Partiye, aday adaylığındaki yüksek sayıdaki teveccüh, Ak Partinin hizmet partisi olmasından dolayıdır. Ancak bu başvuruların içinde çıkar peşinde olan ve ipleri başkalarının elinde olan art niyetli ve hatta hain insanlar da bulunacaktır. Aday seçici kurulun işi zor, sorumluluğu ve vebali büyüktür. Allah yardımcıları olsun.

Davasına inanan samimi insanlar nasıl olsa bizimledir deyip monte adaylardan kaçınılmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu seçimde adayların güvenilirliği ve davasına inançları ve mücadele güçleri en önemli değerdir.

Ben de bu duyguları paylaşarak Ak Partiden milletvekili aday adayı oldum. Allah utandırmasın. Bu hizmet kervanında bizim de yer ve dua almamızı ve çocuklarımıza güzel kutlu bir miras bırakmayı nasip etsin.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı     19.02.2015

 

Yorum Yaz