AMAN DİKKAT
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 17 Aralık 2014
Bu gün 17 Aralık. 17 Aralık darbe girişiminin yıl dönümü. Bu sebeple bu bir uyarı yazısı olacak. Uyarım, hükumete, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimizedir.
Malum, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan itibaren bir vesayetler ülkesi olmuş ve millet iradesi 3 Kasım 2002 tarihine kadar hep ikinci planda kalmış, bazen yok sayılmıştır. Son 1 yıl öncesine kadar hep Silahlı Kuvvetlerin vesayetinden bahsedilir ve darbeler bu yolla yapılacak diye beklenirdi. Millet iradesine karşı olanların müracaat kaynağı ordu idi ve ordu göreve diye pankartlar açılırdı.
Son 3-4 senelik süreçte Ergenekon ve Balyoz davaları ile ve Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademeleri Yüksek Askeri Şuralarda siyasi iradenin istediği yönde oluşmuş ve üst komuta kademesi darbeci zihniyete sahip kişilerden arınmıştır. Şu anda hükumetin mutlak iradesini kabul etmiş inançlı bir Genelkurmay Başkanımız vardır. Artık darbeci zihniyetler dahi ordudan ümidini kesmiş ve ülkede darbe olamayacağını söylemeye ve sözde savunmaya başlamışlardır.
1 yıl önce 17 ve 25 Aralık girişimlerinde darbeci zihniyetin sadece ordu içinde olmadığı, yargı vesayeti ile darbe yapabilme ve devleti millet iradesi ne olursa olsun biz yönetmeliyiz zihniyetinin yargı ve emniyet içinde örgütlendiği görülmüştür. Bu örgüt, bir gün içinde hükumeti indirebileceğine ve başbakanı içeri atabileceğine inanmış, mensuplarını inandırmış ve uygulamaya geçmiştir.
Fakat gerçekte bu paralel yapı dediğimiz Penisilvanya kaynaklı örgüt ilk girişimini 7 Şubat 2012 tarihinde MİT müsteşarı Hakan Fidan’ı içeri tıkabilme girişimi ile kendini göstermiş, Sayın Erdoğan’ın basiretli ve isabetli, ferasetli ileri bir öngörüye sahip oluşuyla engellenmiştir.
Bu tarihten itibaren MİT ve Erdoğan bu örgüte karşı hazırlıklara başlamış, kaynaklarının nasıl kurutulacağı, kimler tarafından yönetildiği ve finans kaynakları ve bağlantıları yönünden gözlem altına alınmış ve tedbirler geliştirilmeye başlanmıştır. Dershanelerin kapatılması bu kapsamda ele alınabilir.
Bu arada Hakan Fidan’la başlayan çözüm süreci girişim ve çalışmalarında en son 16 Kasım 2013 de Sayın Erdoğan Şiwan Perver ve Barzani’yi yanına alarak Diyarbakır’da büyük bir miting yaptı. Barzani ile petrol ve paraların Halk Bankasına yatırılması konusunda anlaşmalar yapıldı. Ayrıca Suriye’de ABD, Esed üzerindeki gitmeli iradesinden vazgeçmiş ve Özgür Suriye Ordusundan (ÖSO) desteğini çekmiştir. ÖSO na sadece Türkiye destek olmaya devam etmiştir. ÖSO İsrail tarafından Türkiye’nin kontrol ve iradesinde bir tehdit olarak algılanmaktadır. Türkiye’nin Kürtleri de yanına alması İsrail ve ABD de paniğe sebep olmuş ve hükumetin ve Erdoğan’ın bir an önce ortadan kaldırılması için düğmeye basılmıştır. Kemal Kılıçdaroğlu ABD ye çağrılmış, Penislvanya örgütüne de dinleme ve izleme gibi yöntemlerle elde etikleri sözde belge ve bilgilerle ortaya çıkma emri verilmiş ve 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri olmuştur. Bu girişimler, aynı Gezide olduğu gibi Recep Tayyip Erdoğan’ın basiretli duruşu ile durdurulmuş ve 30 Mart ve en son 10 Ağustosta millet tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Geçen 1 yıl içinde sadece önleyici tedbirler alınmış ve yok etmeye dönük çalışmalar yapılmış ve sonunda 14 Aralık 2014 de yok etme düğmesine basılmıştır. Bu süreçte paralel yapı büyük yaralar almış hizmet adı altında kazandıkları insanlarımızı ve kaynaklarını büyük oranda kaybetmiştir. Şu devrede paralel yapının operasyon yapabilme gücü ve psikolojisi yok edilmiştir.
Şimdi dikkat edilmesi gereken nokta ve uyarı işte tam bu zamanda beyinlerde yer etmelidir. Öncelikle ordunun Ergenekon ve Balyozla içeri alınan komutanlarının serbest kalması ve kendilerine kumpas kurulduğu iddialarıyla beraber, ordu masumdu fikri beyinlerde yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Bunun sonucu ordu ne diyorsa doğrudur ve gerçek vatansever ordudur ve darbe yaparsa da ülkeyi ve cumhuriyeti kurtarmak için yapar zihniyeti yeşertilmeye çalışılmaktadır. Kafalarda ordu vesayeti ve darbe yapabilme fikri uyanmakta ve canlı tutulmaya çalışılmaktadır.
Yine paralel yapının emniyet ve yargı içinde örgütlenmesi ve yerleştirdikleri elemanlar ortaya çıkarılırken, aynı zamanda ordu içinde de örgütlendiği gözden kaçırılmaktadır. Darbeci zihniyetler paralel yapı ile kol koladır ve bundan sonra ordu içinde darbe ve vesayet girişimlerini planlayacaklardır.
Artık darbeci ve vesayetçi zihniyet ve girişimleri yok ettik rehaveti büyük hata olacaktır.
İşte bu noktada uyarım hükumete ve orduya uyumaması ve daima uyanık olarak iyi bir istihbari yapılanmayla en ufak kıpırdanmasında yok edilmesi yönündedir.
Diğer uyarım milletimizedir. Bu ülkede demokrasinin gelişmesi ve millet iradesinin mutlak hâkimiyetinin gerçekleşmesi ve yerleşmesi için, olan olayları iyi değerlendirmesi, ordu, yargı veya dış vesayetlerin farkında olması ve kendi iradesini yok sayacak girişimlere asla aldanmayarak kendi iradesiyle seçtiklerinin rahat ve özgürce sadece milletin gözüne, gönlüne ve ağzına bakarak ülkeyi yönetmelerine destek olması yönündedir.
Unutmayalım, benim inançlı ve imanlı milletimin iradesi inşallah Allah’ın iradesinin tecellisidir.
Uz. Dr. Cengiz Sandıklı 17.12.2014


