ANNELER GÜNÜ VE KADINLARIMIZ

                Bugün anneler günü diye tanımlanan bir gün. Görüntülü, sesli, yazılı basında ve insanlarımız içinde birçok yazı, program ve faaliyetler olacak ve hediyeler alınacak. Gerçekte her günü hak eden annelerimizi bahane ederek kapitalist sistemin tüketim amaçlı uydurduğu art niyetli, kâr amaçlı bir gün. Fakat insanlarımız bunu gönülden benimsediği için ben de bu güne dönük yazmak istiyorum.

                Öncelikle Halk TV de Ayşenur Aslan isimli adlı kadın programcının kadınlarımıza yaptığı hakaret dolu sözlerle başlamak istiyorum. Bu muhterem olmayan, hayatında kadın ve anne olmanın mutluluğunu, aile olmanın güzelliğini yaşamamış kaprisli zat, başörtülü kadınlarımıza hakaret ederken, kadının anne olmasını da aşağıladığı (kadına başörtüsü takarak senin görevin anne olmak) sözleriyle anne olmayı da aşağılık bir durum olarak algıladığını açıkça belirtmiştir. Sanki kendisini dünyaya getiren bir annesi yokmuş gibi.

Kadın hayatımızın mimarıdır. Hayatımızın ilk zigot döneminden itibaren sahibi ve koruyucusudur. Allah’ın “rahim” sıfatının tecelli ettiği, cenneti ayaklarının altına sererek kutsiyet kazandırdığı, yine Allah’ın şefkat, merhamet ve sevgisinin küçük bir örneği olan mukaddes bir varlık olduğu kadar, biz erkeklerin kadın olmasa yaşayamayacağımız kadar hayati bağımlılığımız olan bir güzel varlıktır.

Öyle ya hangi erkek hayatında kadın olmadan yaşayabilir? Önce annelerimiz sonra eşlerimiz sayesinde hayatta kolayca yaşıyoruz. Kadınlarımız (anne ve eşlerimiz) olmasa çok af edersiniz iç çamaşırsız çorapsız gezeriz. Söyleyin Allah aşkına kaç erkek kendi iç çamaşırını çorabını almıştır. Çorabım nerede demeyen bir çorabına bile sahip çıkamayan erkekleriz biz.

Anne sevgisinden mahrum büyüyen bir çocuk yetişkinliğinde sevgisiz olur, çekimser içine kapanık veya saldırgan olur.

Peygamber efendimiz “kadınlar sizlere Allah’ın emanetidir” demiştir. İmansız feminist sözde kadın hakları savunucuları bunu ne yazık ki kadını aşağılamak olarak görmüşlerdir. Düşünün ve gözünüzde canlandırın, ilk yaratılan Hz. Âdem’dir ve sonra Hz. Havva yaratılmıştır. Erkek güçlü, kadın ise zarif ve ince yaratılmıştır. Eğer Âdem’in gücü olmasa o vahşi hayatta Havva yaşayabilir miydi? Doğu ve kırsal kesimlerimizde erkekler önden kadınlar arkadan yürür. Bunun sebebini düşünen var mı? Tabii şimdi zamanımızda maalesef erkekler dâhil bunu erkeklerin üstünlüğü olarak görmektedirler. Aslında sebep, özellikle kırsal kesimde erkek dağlık ve tehlikeli alanlarda önde yürüyerek kadının önüne çıkacak tehlikelerden korumak içindir. Yani kadının emanet olduğu bilinç içinde erkek önüne çıkacak bir vahşi hayvan ve tehlike durumunda kendi hayatını kaybetme pahasına kadını korumak için önden yürümüştür. Kadının erkeğe emaneti kadını alçaltmaz aksine yüceltir. Emanet olan kadın için erkek canını bile ortaya koyar. Aynı kral ve kraliçenin canını tahtını emanet ettiği, uğurlarında canlarını ortaya koyarak koruyan ordusu gibi. Şimdi kral ve kraliçe küçülmüş ve aşağılanmış mı olmaktadır? Yoksa yüceltilmekte midir?

Kısaca annelerimiz erkeklere nasip olmayan, Allah’ın sıfatlarının tecellisi olan cennetimizin sahibi, hakları asla ödenemeyecek mukaddes varlıklardır. Annelerimizin sevgi ve şefkatini, rızasını ve duasını hak eden, onların yanımızda yaşlandığını gören görevini yerine getirebilen, sayelerinde cennetle müjdelenen evlatlar olmak duasıyla annelerimizin gününü kutluyor, senede bir gün değil her günümüzün annelerimizin olduğu bilinciyle yaşamayı temenni ediyor, annelerimizin mukaddes ellerinden öpüyorum.

Bütün annelerimizin imanlı sağlıklı mutlu nesiller yetiştirmesini yüce Allah’ımdan niyaz ediyorum.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı    10.05.2015

Çocuk Sağ. Ve Hast. Uzmanı   İzmir 1. Bölge M. V. Aday Adayı

Yorum Yaz