BU, ZULME UĞRATILANLARIN ŞİKÂYET DAVASIDIR

                14 Aralık 2014 tahşiyeciler davasına ilişkin yapılan operasyon, bilinçli bir algı yapılandırması içinde gazetecilere ve düşünce özgürlüğüne dönük bir operasyon olarak belletilmeye çalışılmaktadır.

Bu sebeple tahşiyeciler operasyonu nedir bir ele alalım. Artık televizyonlarda görüntüleri (Penislvanya’daki zatın, gazetelerin, televizyon dizisinin ve aramalara ait görüntüleri)  ile açıkta olan bir durumu açıklıkla görelim.

1-      Penisilvanya’daki zat bir konuşmasında İslami kesim içinde “tahşiyeciler” adıyla bir şebeke oluşturalabileceğini, silahlandırılabileceğini ve El Kaide ile terör eylemleri yapacağını açıkça dile getiriyor.

2-      Gazeteciler yazılarında tahşiyeciler örgütünden bahsediyor ve gazeteler (Penislvanya denetimi ve çizgisindeki) manşetler atıyor.

3-      STV da bir dizide karanlık kurulda tahşiyeciler örgütünden bahsediyor. Terör içinde olduğu vurgulanıyor.

4-      Bunların sonunda “tahşiye yayınevi” adındaki daha önceden mevcut küçük bir yayınevine baskın yapılıyor, insanlar alınıyor ev ve işyerlerinde aramalar yapılıyor. Bombalar ve 2 av tüfeği bulunuyor. Bunlara bağlı olarak terör örgütü tanımlaması yapılıyor. Fakat ilginçtir arama görüntülerinde bombaların bulunuş anı yok ve polislerin ifadelerinde “bir şey bulunamazsa silah da var” ifadeleri mevcut. Hatta “2-3 dakikada her şeyin bittiği” ifade ediliyor. “İşi batıracak” sözleri kulakları tırmalıyor. Bundan daha kötüsü bu bombalar daha önce Ergenekon aramalarında çıkan bombalarla aynı numarayı taşıyor. Yani daha önce Ergenekon aramasında bulunan ve adliyede olması gereken bombalar yine bu aramada ele geçiriliyor.

5-      Bu bulgulara dönük tahşiyeciler terör örgütü adı altında iddianame hazırlanıyor. İstanbul 14. Ağır ceza mahkemesi bu iddianameyi kabul ediyor.

6-      Davanın ilk duruşmalarında sanıklar “bombalar bize ait değil” diyerek bombalar üzerinde parmak izi incelemesi istiyor. O duruşmadaki paralelci olmayan mahkeme heyeti bu isteği kabul ediyor.

7-      Bombalar üzerindeki parmak izi incelemesinde yüzlerce parmak izi ve arama da adı geçen  polislerin parmak izi bulunuyor. Fakat sanıkların parmak izi bulunamıyor.

8-      Bu şekilde bombaların sanıklarla ilgisi olmadığı ve polislerin kumpası olduğu ortaya çıkınca mahkeme heyeti değiştirilerek daha önce paralelciliği tescilli bir heyet mahkemeye atanıyor.

9-      Baştan iddianame hazırlandığından değiştirilemiyor. Ele geçirilen 2 av tüfeği üzerinden terör örgütü iddiası sürdürülmek isteniyor.

10-   Fakat bu 2 av tüfeğinin de (biri kırmalı) ruhsatlı biri 1997 ve diğeri 1986 ruhsat tarihine sahip olduğu görülüyor. Dikkat dava 2010 da, ruhsatlar 1997 ve 1986 tarihli, yani çok eski.

11-   Sonuçta silahtan yoksun bir terör örgütü kalıyor ve 17 ay 120 küsur kişi cezaevinde suçsuz yere yatıyor.

12-   Bu kişiler 17 ay sonra serbest bırakılıyor.

Şimdi buraya kadar ilk konuşmada (Penisilvanya’daki zatın) tahşiyeciler adlandırmasından itibaren kurulan bir kumpas çok açık olarak ortaya çıkıyor.

Bu, tahşiyeciler diye tanımlananlar İslam’a ve Kur’an’a hizmet eden bir İslami cemaat. Ayrıca bu tahşiyeciler diye adlandırılan örgütün başındaki kişi, 2005 yılında ve daha sonra yaptıkları diğer yazı ve kitaplarında Penisilvanya’daki zatın yanlışlarını ve hatta kasıtlarını ortaya koyuyor. Yani Penisilvanya’daki zatın düşmanlığını kazanacak yazılar ve kitaplar yazıyor.

Anlaşıldığı üzere İslami bir cemaat üzerinde (hani kendilerine İslam üzere hizmet cemaati diyen Penislvanya yönetimindekilerce) bir kumpas kuruluyor ve alnı secdeli ağzı Kur’an’lı insanlar 17 ay içeri atılıyor cefa çektiriliyor.

Bu mağdur edilen işkence çeken insanlar, içeriden suçsuzlukları anlaşılınca çıkıyorlar.

Şimdi böyle bir durumda siz veya ben ne yaparız bizi lekeleyen bu acıyı çektiren kişileri şikâyet etmezmiyiz? İşte durum budur.

Bu mağdur kişiler kendilerine kumpas kuranları şikâyet ediyorlar. Yapılan operasyon ve gözaltılar bu şikâyetler üzerinedir.

Tabii bu kumpas, devlet yetkileri kullanılarak yapıldığından bir kamu davası oluyor. Bunun neresi gazetecilik, basın veya düşünce hürriyeti üzerinedir. İşin içindeki kişiler, polis, gazeteci ve yazar gözaltına alınıyor.

Bu adaletin gereğidir. Temiz toplum ve temiz ve adil devlet olmanın gereğidir.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı      19.12.2014

Yorum Yaz