İÇ SAVAŞ VE ÇÖZÜM SÜRECİ
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 27 Mart 2015
İç savaş, bir ülkenin insanlarının, kapı komşu, çocukluk arkadaşı vb ne olursa olsun, birbirini öldürmesidir, ülkesini yakıp yıkmasıdır. Bunu özellikle vurgulayarak yazıma başlamak istiyorum.
Bilindiği üzere çevremiz iç savaşlarla kuşatılmış durumda. Ukrayna, Irak, Suriye, Lübnan, Mısır, Libya, Yemen, hatta Gürcistan iç savaşların sürdüğü ülkeler. Eski Yugoslavya’da olan iç savaş daha yeni sona erdi. Endonezya’da, Pakistan’da süregelen bitmeyen çatışmalar mevcuttur.
Birinci dünya savaşı öncesi, sömürgeci emperyalist güçlerin dünya üzerindeki mazlumların kanları ve kaynakları üzerinden rant sağladığı, sömürgeciliğin zirve yaptığı bir dönemdi. Aynı zamanda Ortadoğu’da petrolün bulunması ile bölge üzerinde hain emperyalist planlarla bölgede böl parçala sömür zihniyeti uygulamaya konmuştur.
Bütün bu değerli topraklar üzerinde Osmanlı İmparatorluğu hâkim ve Müslümanlar ikamet etmekteydi. Ayrıca Osmanlı Padişahı İslam Halifesi idi. Yani açıkça Osmanlı yıkılmalı ve bölgede çatışmaların devamlı süreceği, istikrarın olmadığı küçük ve kendi uyduları olan devletler kurulmalıydı. 16 Mayıs 1916 da Sykes-Picot anlaşması ile bu plan yürürlüğe kondu. Plan Fransa ile İngiltere arasında olmasına rağmen bir İngiliz planıydı.
İngilizler yine aynı şekilde bölgede kendileri adına savaşacak ve tehdit oluşturacak İsrail’i de 1948 yılında kurdurdu. Böylece bölge, kendi kontrollerinde olan demokrasinin olmadığı, krallık ve diktatörlükle yönetilen, yani halkın iradesinin yok sayıldığı ülkelere bölündü. Bu ülkeler, iç etnik, mezhebi ve dini çatışmaların süreceği bir nüfus yapısına göre kuruldu.
İşte bu sayede, emperyalistler hem İslam’ı ve hem de bölgeyi kontrol altında tutmakta ve sömürmektedirler. Bölgede hiçbir devletin tek başına bir güç olmaması ve liderlik vasfına sahip olmaması esastı ve yönetimlerde aksi zihniyette insanlar hâkim olduğunda hemen darbelerle devrildiler.
Bütün bölge üzerinde yaşayan etnik unsurlar, öncelikle bu hain planı mutlaka görmelidirler. Biz birbirimizi öldürürken kim kazanmakta idrak etmelidirler.
Türkiye’de yüz yıldır etnik ve mezhebi çatışmalar körüklenmektedir. En son yaklaşık 40 yıldır Güneydoğumuzda Kürt kardeşlerimiz üzerinden oyun oynanarak birbirleriyle hiç ayrılık ve aykırılıkları olmayan, yemeğini paylaşan, kız alıp kız veren insanlar silahların patlaması sonucu kan düşmanı haline getirilmek istenmektedir. Yukarıda söylediğim gibi, Türkiye Osmanlı’nın varisi ve halifeliğin TBMM uhdesinde olduğu bir ülkedir. Yani bölge lideri ve İslam halifesi olma potansiyeline sahip bir yapıya ve zihniyete sahip bir devlettir. Bu sebeple, Türkiye asla güçlenmemeliydi ve ne zaman güçlenip liderlik zihniyetine sahip olmuşsa darbelerle yönetimler devrilmişti.
Bölgemizde İsrail kadar İran’da bir çıbanbaşı olarak daima emperyalistler tarafından kullanılmaktadır. Sözde İsrail İran düşmanlığı görüntüsü içinde, İran İsrail ittifakı kesinlikle bakan gözlerce görülmektedir. Oyun artık devletler içindeki iç savaştan bölgede mezhep savaşına döndürülmüştür. Bu çok büyük ve çok kanlı bir oyundur. İşte bu oyunu bozacak tek ülke Türkiye’dir.
Bu sebeple ülkemizde mutlaka çözüm süreci başarıya ulaşmalı ve iç barış ve kardeşlik sağlanmalıdır. Muhalefet, çözüm sürecini akamete uğratmaya çalışmaktadır. Bu açıkça vatan hainliğidir.
İşte Yemen’de de gördüğümüz gibi aynı ülkenin insanları birbirlerini öldürdükleri gibi, ülkelerini yakıp yıkmakta bombalamaktadırlar. Suriye’de taş taş üzerinde kalmamıştır. Biz Kürt hareketini öldürerek çözeriz diyenler, sonucun bu olacağını ve asla bitmeyeceğini ve çözülmeyeceğini bilmelidirler. Birbirimizi öldürmeden, ülkemizi yakıp yıkmadan kucaklaşabilmeli ve yaraların daha derinleşmesini önlemeli ve mevcut yaralarımızı tamir etmeliyiz.
Türkiye olarak ve bir İslam ülkesi olarak, aynı zamanda Osmanlı’nın varisi olarak sadece kendimize değil, bölgemizde, Türk ve İslam âlemi üzerinde sorumluluklarımızın olduğunu mutlaka görmeliyiz. Türkiye zayıf bırakılacak bir ülke değildir. Güçlü olmak zorundayız. Son on üç yıldır bir lider ülke zihniyeti ile güçlenen devletimizi daha da güçlendirmeli ve kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz.
Güçlü lider bir Türkiye için öncelikle biz, etnik ve mezhebi kökenimiz ne olursa olsun kardeşlik bilinci içinde kucaklaşmalı ve bölgemizi kucaklamalıyız. Unutmayalım Türkiye geleceğin süper gücüdür. Süper güç olan bir ülkenin mensubu olmak bilinci ile davranalım, birleşelim ve üzerimizde oynanacak oyunları bozalım.
Tek çözüm, çözüm sürecidir. İktidar veya muhalefet partisine mensup olsak ta bunu idrak etmek zorundayız ve gerçekleşmesi için mücadele etmeliyiz. Artık mücadeleye de ihtiyaç yoktur. Sonuca yaklaşılmıştır. Yapıcı olmak yeterlidir.
27.03.2015 Uz. Dr. Cengiz Sandıklı
İzmir 1. Bölge Milletvekili A. Adayı


