İSLAM’DA VE ZAMANIMIZDA KADININ DEĞERİ

Bilindiği üzere yarın (8 Mart) Dünya Kadınlar Günü. Son zamanlarda kadın cinayetleri dolayısıyla gündemde olan kadınlarımızın durumu daha bir yoğunlukla ele alınacak. Ben de annemiz, eşimiz, kızımız, kız kardeşimiz olan kadınlarımızın durumunu ele almak istedim.

Öncelikle kadın hakları diyerek sesi çok çıkan ve basın yayın organlarını arkasına alan bir kısım mahfiller ülkemizde İslam inancında kadının değersiz olduğunu bilinçli olarak yüksek sesle dile getirmektedirler. Burada dikkatinizi çekmenizi istediğim husus, bu kesimlerin amacının kadını korumak yerine İslam’a saldırmak olduğudur.

İslam’da kadının değersiz olduğunu dile getirenlerin ilk ele aldıkları konu erkeklerin 4 kadına kadar evlenebilmeleri ve boşanma hakkının erkekte olduğudur. Bu konuda İslam’ın zayıf tarafı diye saldıran bu kişilerin (kadın veya erkek), nikâhsız çoklu ilişkilerinin olduğu en çarpıcı durumdur. Dikkat edin bu kişiler erkekse magazin sayfalarından düşmezler. Metresleri ve sevgilileri ile daima dillerdedirler. Maalesef kadınlar için de bu durum giderek yaygınlaşmakta ve meşhur olmanın yolu olarak görülmektedir.

İslam kıyamet günü gelene kadar geçerli olan bir kitaptır ve her şart ve duruma göre kurallar koymaktadır ve bu kurallar Allah’ın kelamıdır ve artık değişmezdir. Ayeti kerimede Allah (Nisa suresi 3. Ayette) eğer adaletli davranabilinirse 2 şer, 3 er ve 4 er evlenilebileceğine  ruhsat verirken ardından adaletli davranılamayacağını ve kul hakkına girmemek için 1 eş tavsiye ederek “uygunu budur” demektedir. Bilindiği üzere, savaşlar, felaketler vb durumlarda özellikle kadının iş hayatının dışında olduğu geçmiş yıllarda ve ya zamanımız ve gelecekte erkekleri ölmüş veya kadın sayısının erkeklerden herhangi bir sebeple fazla olması durumlarında eş bulamayan kadınların geçimlerinin temini ve ahlak sorunları yaşamaması için bu ruhsatı vermiştir. Dikkat edilirse bir ruhsattır emir değildir. Hatta 1 eş tavsiye edilmiştir.

Boşanma konusunda da mahkemesiz olarak, sözün erkekte olmasının sebebi mahkemeye çıkarak kadının kötülenmesi ve aşağılanmasını önlemek içindir. Maalesef zamanımızda mahkemelerde boşanmak isteyen erkeklerin kadınlar hakkında türlü bahaneler uydurarak kadını dile düşürdüğü çokça görülmektedir. Zarar gören kadın olmaktadır. İslam’da erkek kadını boşarken haklarını vererek boşayabilir ve boşanma tasvip edilmeyen bir davranış olarak görülmektedir.

İslam’da erkeğin kadını boşaması, kadını basite indirgemek gibi görülmektedir. Hâlbuki İslam’da bu iş öyle basit değildir. Peygamber efendimiz nikâh ve boşanma hakkında “şakası da ciddidir” demiştir. Yani şaka veya kızgınlıkla bir erkek karısına “ben seni boşadım” dediği anda karısını boşamış olur ve karısı ona haram olur. En önemlisi erkek hayatında bu hatayı ancak 2 defa yapabilir ve karısı ile tekrar nikâhlanabilir. Üçüncü defa veya 3 defa üst üste şaka veya kızgınlıkla seni boşadım dese karısı başkasıyla evlenip, cinsel ilişkiye girmeden kocası onunla nikâhlanamaz. Yani karısını başka bir erkeğe kendi eliyle teslim etmiş olur. Zamanımızda erkeklerin şaka veya kızgınlık ile bu sözü defalarca söylediğini düşünürsek İslam’ın erkeğin ağzına nasıl bir kilit vurduğunu görmüş oluruz. 

Ayrıca kadın mahkemeye başvurarak haklarını isteyerek boşanma hakkına sahiptir.

Peygamber efendimiz 25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük 40 yaşındaki Hz. Hatice validemizle evlenmiş ve Hz. Hatice validemiz ölünceye kadar başka evlilik yapmamıştır. Düşünün peygamber efendimiz 53 yaşında iken Hz. Hatice validemiz vefat etmiştir. Yani Hz. Hatice validemiz 68 yaşında olmasına rağmen peygamber efendimiz ben gencim dememiş ve başkasıyla evlenmemiştir. Yani tek evli kalmıştır.

Daha sonra yaptığı evlilikler hep savaşlarda eşi ölmüş veya boşanmış kişilerle yapılmış bir tek Hz. Aişe validemizle bakire olarak evlenmiştir. Bu evlilikler aile hayatı, hukuku vb konularda uygulamaları göstermek üzere Allah’ın emri üzerine yapılmıştır. Mesela evlatlığı Hz. Zeyd’in boşadığı eşiyle evlenerek (bu konuda ayet inmiştir) evlatlıkların öz evlat gibi olmadığı ve öldükleri veya boşandıklarında eşleriyle evlenilebileceğini göstermiştir.

Yine Hz. Ali efendimiz Hz. Fatıma ile evli olmasına rağmen başka bir evlilik yapmak isteyince Hz. Fatıma validemiz karşı çıkınca peygamber efendimiz bu evliliğe izin vermemiş ve Hz. Ali efendimizle arasına mesafe koymuş ancak sahabenin gayretleri ile af etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere kadın üzerine yapılacak evliliğe karşı çıkabileceği gibi kadının babası da karşı çıkabilmektedir.

Kısaca İslamiyet’te toplumsal veya ailevi bir zorunluluk yoksa tek evlilik esastır.

Zamanımızda maalesef bir sebeple eşini, kaybetmiş, boşanmış veya evlenememiş kadınların çevresindeki bir kısım erkeklerin tuzağına düşme risklerinin olduğunu tespit etmeliyiz.

Maalesef kadınlar zamanımızda özgürleşecek derken, manita, sevgili veya metres gibi adlarla erkeklerin kullandığı bir meta haline gelmiş,  bıkınca hiçbir hukuki hakkı olmadan atılan bir paçavra durumuna düşmüştür. Televizyon ve gazetelerde magazin haberleri en çok izlenen haberler haline gelmişlerdir. Artık herkes kim kimin sevgilisi diye konuşurken bir rahatsızlık duymamaktadır.

Çeşitli ticari ürünlerin tanıtım, reklam ve pazarlanmasında genç ve yarı çıplak kadınlar kullanılmakta, kadın vücudu üzerinden mal pazarlanırken gerçekte kadın vücudu pazarlanmaktadır.

Televizyon dizilerinde kimin eli kimin cebinde belli olmadığı gibi, nikâhsız gayrimeşru ilişki yaşayan erkek ve kadınlar dizilerin iyi ve masum karakteri olarak gösterilmektedir.

Şu çok açık bir gerçektir. Kadın özgürleşeceğim derken erkeklerin cinsel ihtiyaçlarını nikâhsız ve gayrimeşru olarak giderdikleri ve başkasını bulunca buruşturup attıkları bir değersiz duruma düşmüşlerdir. “Manita varmı manita”, “hala milli olmadınmı” vb şakalar erkeklerin arasında basit şakalar ve konuşmalar haline geldiği gibi, normal karşılanmakta, olmadığı takdirde o erkek hakir görülmekte, televizyonlarda sunucular ve ayak komedyenlerinin çok gülünen aşağılık şakaları arasında yer almaktadır. Daha kötüsü bu durum kadınlar arasında da aynı seviyeye düşmeye başlamış, flörtü olmayan genç kızlarımız aşağılanmakta ve erkek bulması için teşvik edilmekte ve bulması yönünde çirkin oyunlar oynanmaktadır.

Maalesef bu konuda rayting yapma uğruna ve aynı zamanda ve maalesef esas önemli olan nokta kültürümüzü ve inançlarımızı dejenere etmek amacıyla yayınlar ve diziler bu ahlaksızları teşvik etmekte ve meşhur olmanın yolu olarak gösterilmektedir. Genç kızlar ve erkekler rahatlıkla bu tuzaklara düşürülmektedir.

Kadınlar İslam’da peygamber efendimizin veda hutbesinde belirttiği ve Kur’anda bir çok ayette bahsedildiği üzere, hak ve hukuku korunması gereken Allah’ın sevgili kullarıdır. Nikâh konusunda evlenirken kadının kabulü mutlak gereklidir ve erkek herhangi bir boşanma veya ölüm durumunda kadının geçim derdine düşmemesi için mehir vermek zorundadır.  Kadının geçim için çalışma zorunluluğu yoktur ve geçim erkeğin yükümlülüğündedir.

İslam’da kadının sözü değerlidir. Hz. Hatice ve Aişe validemizin peygamber efendimizin huzurunda söz hakkı vardır. Hz. Ali’nin halifeliği devrinde Hz. Aişe validemiz devesinin üzerinde meydana çıkmıştır. Erkek eşi ve kızları için, geçim sorunlarını gidermek için çalışmak zorunda olduğu gibi onları korumak için canını vermekle yükümlüdür.

Kadın Allah tarafından Rahim sıfatının tecelli ettiği mübarek bir kuldur ve şefkat ve merhametini Allah’tan almıştır. Kadın ve erkek asla yaradılış olarak eşit değildir. Kadının erkeğe, erkeğin kadına üstünlüğü olduğu gibi, kadının erkek ve kadının erkek üzerinde hakları vardır. Kadının erkekten en büyük üstünlüğü anneliktir. Cennet Allah’ın iznine bağlı olduğu gibi özellikle annenin ayağı altında ve rızasındadır. Yani cenneti hak etmek için Allah’ın rızasının yanında kadın olan annenin rızasına bağlıdır. Peygamber efendimiz zamanında bu konuda kıssalar ve hadisi şerifler vardır.

Sonuç olarak İslam’ın şerefli ve baş tacı varlığı olan kadın, maalesef milli ve  manevi değerlerini kaybetmiş toplumumuzda kullanılıp atılan bir paçavra değerine düşürülmektedir.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı     07.03.2015

Yorum Yaz