RECEP TAYYİP ERDOĞAN NEDEN CUMHURBAŞKANI OLMALIDIR?
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 29 Haziran 2014
RECEP TAYYİP ERDOĞAN NEDEN CUMHURBAŞKANI OLMALIDIR?
Bu soruya cevap vermek için öncelikle mevcut yasal durumu ve cumhurbaşkanının görev yetki ve etkilerini değerlendirmek gerekecektir. Bilindiği üzere 2007 tarihinde yapılan anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecektir. Halk tarafından seçilme, %50 üzerinde oy alınması ile mümkün olacaktır. Mevcut seçim yasalarında, %40 altında oy alınması durumunda bile hükümet kurulması gerçekleşebileceğine göre, % 50 üzerinde oy alan cumhurbaşkanı hükümete göre daha güçlü olacaktır. Bu güç, istese de istemese de cumhurbaşkanından beklentileri arttıracak ve çift başlı bir yürütmeyi ve dolayısıyla çatışmalar sonucu istikrarsızlığı getirecektir. Bu durumda yarı başkanlık sistemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Yarı başkanlık sistemi cumhurbaşkanının becerilerinin, tecrübe ve bilgilerinin (siyasi, dış politika, ekonomi, askeri, güvenlik gibi) en yüksek seviyede olması gerekliliğini öne çıkaracaktır.
Yine mevcut yasalara göre cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır ve devletin kaderini elinde bulunduran bütün makamlardaki atamalar (genelkurmay, kuvvet komutanları, valiler, yargı organları, YÖK vb) cumhurbaşkanı tarafından yapılmaktadır. Yine bu durum, cumhurbaşkanının kişilik yapısının, devlet yönetme kabiliyetinin, irade gücünün, yönlendirebilme yeteneğinin ve kitleleri peşinden götürebilme ve inandırabilme özelliğinin yani kısaca yönetici değil liderlik vasfının önde olmasını gerektirmektedir. Ayrıca milletin değerlerini yaşayabilme, koruyabilme ve savunabilme, gerektiğinde direnebilme kişilik yapısında olması gerekir.
Şimdi bu iki özelliği yani seçilme gereklilikleri ve yetki, görev ve sorumlulukları kim üzerinde taşıyor sorgulaması, kim cumhurbaşkanı olmalı sorusunun cevabını verecektir. Buna göre değerlendirdiğimizde:
1- Kuruluşundan beri Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Ak Parti, girdiği bütün seçimlerde geriye gitmek veya yerinde saymak şöyle dursun, oylarını devamlı arttırarak, milletin gözünde ve gönlünde en başköşeyi tuttuğunu göstermektedir. Başlangıçtan itibaren hükümetin yıkılması için yapılan bütün iç ve dış oyunların hepsinin, üstesinden gelmiş, vesayet rejimini ve tabuları yıkmış ve bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye’yi hep ileri taşımıştır. Demokratik haklar konusunda hayal bile edilemeyecek gelişmeler yaşandığı gibi, askeri, ekonomik, endüstriyel, siyasi, dış politika vb her konuda daha güçlü saygı duyulan tahminlerin ötesinde yeni bir Türkiye oluşturulmuştur. Türkiye’nin her köşesinden oy almıştır ve güven kazanmıştır.
2- Recep Tayyip Erdoğan iradesini çok güçlü bir şekilde kullanan, yılmayan, her durum ve şartta strateji ve taktik geliştirebilen ve daima gündemi kendi belirleyerek muhalefetin de mecburen kendisinin gerisinde kalmasını sağlayan, kendine ve milletine güvenen bir lider olmuştur. Cumhurbaşkanlığında bu yetenek çok önemlidir. Milletin gözünde Erdoğan gözünü budaktan sakınmayan, kelle koltukta, kefeni üzerinde mücadele eden bir kahraman gibidir. Bu liderlik için en önemli vasıftır. Şu anda, bu özelliklerin bir kısmını bile taşıyan bir başka kişi veya lider yoktur.
3- Erdoğan genç yaştan itibaren siyasetin her kademesinde yaşayan bir kişi olarak devamlı şekilde devlet yönetimi konusunda kafa yormuş, bu konuda neler yapılmalı sorgulamasını yapmış ve bütün bu uzun süre zarfında bilgi, tecrübe ve yeteneklerini ve ilişkilerini geliştirmiş, baskılar altında dahi (hapis dahil) doğru bildiğinden şaşmamış güçlü bir devlet adamı olmuştur.
4- Devlet yönetiminde en uç nokta sizseniz ve son karar sizden bekleniyorsa isabetli karar verebilmek, kararlılıkla, savrulmaz ve şaşmaz bir irade kullanabilmek en önemli meziyettir. Bu meziyeti üzerinde en mükemmel şekilde taşıdığını defalarca ispatlamıştır. Başka bir kişide böyle özellikler, yakından uzaktan yoktur.
Erdoğan’ın karşısına çatı adayı olarak çıkarılan Ekmeleddin İhasanoğu bir din bilimcisidir. İslam Konferansı örgütü genel sekreterliğini yapmıştır. Bu makamı da kendi etkileyici iradesi ile değil, Erdoğan’ın güçlü liderliği ile elde etmiştir. Kendi başına irade kullanabilen bir kişi değildir. Sisi darbesinde irade kullanarak İslam ülkelerini toplayabilir, kendi kişisel düşüncelerini güçlü şekilde dile getirebilirdi. Darbecileri savunan bir pozisyonda kalmıştır. Katliamların altında ezilmiştir. Suriye’de kendi stratejileri olabilirdi. Bu olaylarda Ekmeleddin İhsanoğlu maalesef sınıfta kalmış inisiyatif kullanamamıştır. Bir ülkeyi yönetirken son karar merciinde iseniz böyle pasif bir kişilikte olamazsınız. Devlet yönetimi bunu kaldırmaz. Ekmeleddin İhsanoğlu hayatının hiçbir döneminde devlet yönetiminde bulunmamıştır. Hele Türkiye Cumhuriyetini tanımamaktadır. Çünkü Mısır’da doğmuş, yetişmiş, okumuş ve yaşamıştır. Türk Milletinin dinamiklerini bilmemektedir.
Ekmeleddin İhsanoğlu aday olurken bile kendi iradesiyle olmamış, başkaları tarafından kullanılabilecek bir kişi olduğundan aday gösterilmiş, kendisi de kullanılacak bir piyon olacağını bilerek adaylığı kabul etmiştir. Bu kabulleniş daha baştan itibar sarsıcı hatta kaybettiricidir. Milletin gözünde güven ve gönlünde bir yer edinemez.
Sonuç olarak, kendi lider ve kadrolarına güvenmeyen ve kendi içlerinden aday çıkaramayan CHP ve MHP nin desteğiyle ortaya çıkan bir kişinin seçilmesi imkânsızdır ve Recep Tayyip Erdoğan daha maçın başında galibiyetini ve zaferini ilan etmiştir.
MHP ve CHP geçmişten ders çıkarmamış görünmektedir. DSP, MHP ve ANAP hükümetinde 2001 krizinde, biz bilmiyoruz ve beceremeyiz diyerek, işi bilir diye dışardan talimatlarla Türkiye’yi yönlendirmek, kontrol etmek ve yönetmek için getirilen Kemal Derviş sonrası yapılan 2002 3 Kasım seçimlerinde bu 3 parti de halk tarafından cezalandırılmış ve meclis dışı kalmışlardır. Şimdi benzer şekilde, yine dış talimatlarla bizden kimse yok biz yapamıyoruzun yüksek sesle haykırılması gibi Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesi, “madem sizin içinizde işe yarar adam yok, o zaman siz de işe yaramazsınız” diyerek halk tarafından cezalandırılmasıyla sonuçlanacaktır. Yani tarihten ders çıkarılmadığı takdirde tarih tekerrür eder.
EK YAZI: Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu tarafından aday ilan edilmesini CHP gurup başkan vekilleri Muharrem İnce ve Akif Hamza Çebi televizyondan öğrendiklerini açıkça beyan etmişlerdir. Bu durum bile adayın, görüşmeler sonucunda değil dış talimat ve emirle belirlendiğini çok açık bir şekilde göstermektedir. Yani Türkiye’nin dış mihraklar tarafından yönetilmesinin taşeronluğunu yaptıklarını CHP ve MHP yüksek sesle haykırarak ilan etmişlerdir. Yağma yok, ülkemizi biz yönetiriz, biz cihanı yönetmiş bir milletiz ve böyle bir lekeyi asla kabul edemeyiz. Evet bu, millete sürülmeye çalışılan bir lekedir. Fakat bu leke tutmaz ve milletimiz gerekli dersi yine verecektir.
26.06.2014 DR. CENGİZ SANDIKLI


