ŞAH FIRAT OPERASYONU VE ARDINDAKİ GERÇEKLER

Öncelikle bir tespitte bulunmak gerekir. Süleyman Şah türbesi namusumuzdur, atamızdır, toprağımızdır ve asla terkedilemez.

Son birkaç yıldır Suriye’de Esed zulmü ve muhalif güçlerin uluslararası güçlerce yalnız bırakılmasından sonra, Irak ve Suriye’de IŞİD (DEAŞ)  eliyle bölgede istikrarsızlık, İslam’ı kötüleme ve Müslümanları cani gösterme, bölge ülkelerini özellikle Türkiye’yi savaşa çekerek güçsüz ve itibarsız bırakma gibi çok amaçlı terör gerçekleştirilmektedir.

DEAŞ Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Musul başkonsolosluğumuzu basmış ve 49 personel rehin alınarak seçimlerin etki altına alınması ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi önlenmek istenmiştir. Ayrıca dış oyuncuların içerideki elleri olan muhalefet, silahlı müdahale yani açıkçası savaş istemişlerdir.

Yine Kobani’nin DEAŞ tarafından işgali, ülkemizde ölümlere varan olaylara neden olmuş, maalesef muhalefet yine Suriye’ye girip savaşmamızı istemiştir.

Bütün bunlardan anlaşıldığı üzere dış oyuncular (Mossad, ABD, İngiltere) ve içeride işbirlikçi muhalefet Türkiye üzerinde DEAŞ vasıtasıyla oyunlar oynamaktadır.

Bu süreç içinde Ak Parti iktidarı Erdoğan ve Davutoğlu liderliğinde, tabii Hakan Fidan komutasındaki MİT in maharetiyle akılcı politika, girişim ve operasyonları ile bu tehlikeleri bertaraf etmeyi başarmıştır.

Fakat oyunlar yeni hamlelerle devam etmektedir. En son Japon ve Ürdün’lü esirlerin vahşice katledilmesi ile tehdit büyümüştür. Böyle bir olay Suriye içinde Süleyman Şah Türbesindeki askerlerimizin başına gelse Türkiye direk savaşın içine girmek zorunda kalacaktı.

Güçlü istihbaratı olan güçlü devletler oyunları önceden belirleyip, tedbirlerini almayı bilerek üzerinde oynanan oyunları bozan devletlerdir.

Türkiye bu oyunu fark ederek gerekli hazırlıkları yapmış ve oynanmak istenen oyunları daha baştan bozmuştur.

Burada dikkat edilen husus Suriye’deki hükümran olduğumuz toprağın kaybedilmemesi ve bayrağımızın dalgalanmasının sürdürülmesidir. Aynen böyle yapılarak hükümran olduğumuz aynı yüz ölçümündeki toprak tarafımızdan kendi irademizle belirlenmiş yeni alana taşınmıştır.

Bir diğer önemli husus, tespit edilen arazinin yeridir. İlk olarak hükümranlığımız tehdit altında olmayan güvenli bir bölgeye taşınmış, atalarımızın mübarek naaşları nakledilmiş, silahlı çatışma olmadan operasyon tereyağdan kıl çeker gibi başarılmıştır.

Fakat en önemli nokta bayrağımız Kürt bölgesi denen bölgeye çekilmiştir. Yani artık bu bölge Türkiye nüfuzunda ve kontrolünde, dolaylı olarak bizim demektir. Tabii bu arzu ve plan dışa vurulamaz. Dikkatle bakan Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu tanıyan bu gerçeği çok net görür.

Artık Kürt bölgesi denen bölgede Türk Bayrağı dalgalanmaktadır. Gören gözlere, düşünen beyinlere.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı   22.02.2015

Yorum Yaz