SOMA FACİASI ÜZERİNE
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 3 Haziran 2014
SOMA FACİASI ÜZERİNE
Maalesef 13 Mayıs günü Soma’da tarihimizin en büyük acısıyla sarsıldığımız, yüreğimizin en derinden yandığı bir facia yaşadık. Gerçekten dayanılması zor acılar bunlar.
Bu durumda beklenen nedir? Herkesin bir yürek halinde bu acıyı paylaşmasıdır. Peki, olanlar nedir? Bir tarafta öncelikle faciadan sağ kurtarabileceğimiz işçilerimizi kurtarma çabası ile anında orada olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı sayın Taner Yıldız acıyı her şeyiyle yaşayarak, insanlarımızın içinde hiçbir tepki ve provokasyon ihtimaline aldırmadan onların duygularını, gözyaşlarını paylaşarak gayret gösterirken, diğer yanda bu olaydan zil takıp oynayacak bir ruh haliyle rant devşirme peşinde olup, biz bunu nasıl şiddet olaylarına dönüştürürüz ve hükümeti devirebiliriz hesaplarını yapanlar. Bir tarafta insanlar ellerinde Kur’an ve dudaklarında Fatiha’lar, yüreklerinde acılarla gönüllerinde dualarla perişan bir haldeyken diğer yanda ellerinde kaldırım taşları ve Molotoflarla polise ve çevreye saldıran kan dökmeye çalışanlar.
Böyle olaylarda öncelikle insanların acılarını azaltacak, onların yanında olduğumuzu hissettirecek davranışlarda ve beyanlarda bulunmak, gözyaşı dökmek gerekir ki insanımızın çoğunluğu kalbinde gözyaşları ve dudaklarında dualarla bunu yapmaktadır.
Bütün maden içindeki insanlarımız canlı veya şehit çıkarılıp, gerekli vazifeler ve defin işlemleri yapıldıktan sonra işin sebepleri, varsa sorumlularını bulmak için en derinine inen soruşturmalar yapılmalı, şehit olanların yakınlarını incitmeden her türlü eleştiri, fikir, söz ve davranış ortaya konmalıdır.
Bu olayın mutlaka bütün sebepleri ve sorumluları bulunmalıdır ve gerekli en ağır ve caydırıcı cezalara çarptırılmalıdır. Bunun için en gerekli olan şey her türlü ön yargıdan uzak durmak ve kime dokunacağını hiç akla getirmeden sonuna kadar gidecek dirayette bulunmaktır.
Şu anda görünen şudur. Birileri hiçbir bilgileri olmadığı halde hükümeti suçlamakta, birileri ise işverenin bu kesimlerce hiç dile getirilmediğinden dem vurarak işverenin yakın olduğu Koç grubunu öne çıkarmaktadır. Yine sabotaj ihtimali ben de dahil bir çok insanın kafasında önemli yer tutmaktadır. Tabii sabotaj ihtimali arkadaki hain planların olacağını da düşündürmekte ve bunun ardından tedhiş olaylarının patlayacağını rahatlıkla akla getirmektedir. Gelişen tablo bu ihtimali çok yakın göstermektedir.
Zamanlama manidardır. 15 gün önce CHP tarafından verilen ve geri çekilen bir önerge (ki niçin geri çekildiği de ayrıca önemlidir. Acaba bu işverenin Koç grubuna yakınlığı dokunulacak dalın kendilerine dönmesi midir?) ve bu önergeden kısa süre sonra tam da vardiya değişimi sırasında yani madenin en kalabalık ve içerde kaç kişinin bulunduğunun belli olmayacağı saatte trafo patlaması, ardından yangın ve söndürüldü dendikten sonra tekrar daha da büyümesi, çok kısa süre geçmesine rağmen önceden hazırlanılmış imajı veren pankartlar ve bir araya gelen insanlarla yapılan gösteriler akıllara üşüşmektedir. Bunlar tesadüf olabilir mi?
Bütün bunların mutlaka açığa çıkarılması gerekir. Yoksa bu olaylar ve senaryolar birileri tarafından daima uygulamaya konacaktır.
Sonuç olarak acı günleri, birleşmemiz gereken günlerdir. Her aklıselim sahibi insan provokasyondan uzak durmalı, birleştirici olmalı ve acıları paylaştığını yüreğiyle göstermelidir.
Bütün şehit olan kardeşlerimize Allah’tan gani gani rahmet, yakınlarına ve bütün milletimize sabrı cemil ve baş sağlığı ve yaralılarımıza acil şifalar dilerken, bu tür acıların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını temenni eder ve yüce Allah’ın bizleri merhameti ve şefkatiyle kucaklayarak korumasını niyaz ederim. 15.05.2014
DR. CENGİZ SANDIKLI


