SURİYELİLERE YARDIM, ÇÖZÜM SÜRECİ VE EZİK DEĞİL GÜÇLÜ TÜRKİYE
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 14 Haziran 2015
Bir kardeşimizin şahsıma özel mesajla, korkarak ve endişe ederek sorduğu, Suriyeliler ve çözüm süreci üzerinden saldırıyor ve hakaret ediyorlar. Ben çaresiz kaldım, sizin yazılarınızı takip ediyor ve çok faydalı buluyorum. Bu konuda yazar ve bizi bilinçlendirirseniz çok mutlu olurum demesi üzerine bu yazıyı yazdım. Kendisine de, uzun olması dolayısıyla mesaj olarak yazamadım. Bu şekilde hem soruyu soran kardeşimi ve hem de aynı soru, endişe ve şüphelere sahip kardeşlerimi bilinçlendirmek, güç kazandırmak ve başkalarına da iletebilmeleri açısından biraz uzun fakat önemli olduğuna inandığım fikirlerimi paylaştım.
Değerli kardeşim, öncelikle bana verdiğin değer ve samimiyet dolayısıyla teşekkür ederim. Yazdığım ve belirttiğim bütün fikirler şahsıma aittir. Bunu özellikle bilmeni isteyerek yazıyorum. Öncelikle bilmemiz gereken şey Türkiye’mize biçtiğimiz rol ve verdiğimiz değer nedir? Biz devletimizi küçük, bir şey yapamaz, güçsüz bir devlet mi yoksa bölgesindeki insanlara kendi gücünü benimseten sevdiren ve kabul ettiren bir devlet mi olmasını istiyoruz. ABD ve diğer batı ülkeleri on binlerce km öteden gelip bölgemizde çıkarları için hiç bir fedakârlıktan kaçınmıyorlar. Hatta askerleri ölüyor. Fakat bu şekilde ülkelerinin geleceği için kaynaklara sahip olmak ve bu kaynakların başka rakiplerinin eline geçmesini önlemek ve rakiplerinin kendisinden güçsüz ve zayıf kalması için yaparken, dünyanın neresinde olursa olsun insanlar üzerinde güçlerini kabul ettirerek zihinlerde üstünlük sağlamaktadırlar.
Türkiye yıllardır kendisini tanımlarken güçsüz, tarihi 1923 de başlayan, yenilmiş ve ezik bir tarihe sahip bir devlet rolünü üstlenmiş ve insanımız da bunu kabullenmeye zorlanmıştır.
Fakat artık Türkiye kendine biçtiği bu rolü değiştirmiştir. Çünkü gün geçtikçe emperyalistler bölgemizi daha da çok sömürürken, Türkiye etrafındaki kıskacı daraltmanın ötesinde, içinde çeşitli ayrışmalar ve bölünmeler oluşturarak kendi sınırlarını dahi koruyamaz hale getirmektedirler.
Biz bölgemizde aleyhimize oynanan oyunlara engel olurken karşı planlar yapmak ve oyunlar oynamak zorundayız. Bu arada kendi içimizde de ayrışmaları ve bölünmeleri önlemek, birlik ve kardeşliğimizi sağlamak zorundayız. Erdoğan’ın üzerine oynamalarının sebebi budur. Erdoğan ülkemizde, bölgemizde ve İslam dünyasında ve mazlumlar üzerinde bir umut olduğu gibi, ülkemizde her mitingde söylediği, bir olmak diri olmak kardeş olmak fikrini canlı tutan liderdir. HDP yi desteklemelerinin sebebi de bu kardeşliğin karşısında kullanabilecekleri bir güç olmasındandır.
Biz bu oyuna gelmemeliyiz. ABD ve emperyalistler dünyanın her yerinden, her ırkından dilinden dininden insanları barındırıyor, onları kullanıyor. Aralarında yukarıya taşıyacağı insanları özellikle yetiştiriyor ve bu insanlar içinden güç birlikleri oluşturdukları gibi istihbaratta kullanmak üzere ajanlar yetiştirmektedirler.
Biz bu oyunların dışında kalıp, bakalım ne yapacaklar dersek iş işten geçmiş olur. Bir bakarız ki bu Erdoğan’a kadar ki dönemde olduğu gibi ülkemizi onların yetiştirdiği, kullandıkları ve satın aldıkları insanlar yönetiyor.
İşte artık Türkiye uyandı. Kendine şanlı tarihinden gelen ve gerçekçi bir güçlü rol biçti ve bunu oynuyor. Uydu ve çeşitli teknolojik gelişmeler ve yazılımlarla, insansız hava araçlarıyla, bölgede teşkilatlandırdığı güçler ve ajanlarla kendi istihbaratını oluşturmuştur. 12 yıl öncesinde söylendiği gibi ABD ve İsrail ile istihbarat paylaşması aldatmacası bitmiştir. ABD ve İsrail bizim lehimize istihbarat paylaşır mı? İşte Türkiye bunu aşmıştır. Bu son derece güç zor ve inanılmaz sanılan gelişim sağlanmıştır.
Kardeşlik ve çözüm süreci aşamasında çatışmasızlık ortamında Türkiye Güneydoğuda köhne korumasız karakollar yerine kalekollar yapmıştır. Kendi helikopterleri, silahları ve özel yetiştirilmiş donanımlı silahlı kuvvetlerle PKK nın girişeceği her türlü eylemde onları pişman edecektir. Eşkıyaya hem saldırdığı anda çok fazla zayiat verdirdiği gibi kaçmalarını da engelleyerek imha edecektir.
Herkesin yanıldığı Türkiye’nin çözüm sürecinde uyuduğunu sanmasıdır. Aksine Türkiye uyumamış ve bütün tedbirlerini en güçlü şekilde almıştır.
Bütün bunların yanında, güçlü bağımsız ekonomi, kendi silahlarını, gemilerini, tanklarını, uydularını yapan milli ordusundan çok daha önemli olan, karar almada istikrarlı tek parti iktidarıdır. Her kafadan bir sesin çıktığı, dış güçler tarafından kullanılan koalisyonlarda Türkiye gerekli kararları anında güçlü bir şekilde alamayacağı gibi, oluşan ve yapılması gereken her tedbir ve işlemin ortalıkta açıkça tartışıldığı ve hatta emperyalistlere şikâyet edildiği bir ülke olacaktı.
Sayın cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın başkanlık sistemini istemesinin sebebi budur. İstikrar diye sıklıkla haykırmasının sebebi de budur. İşte emperyalistler en önemli ve en zayıf noktamıza vurmuşlar ve bizi yaralamışlardır. Ülkemizde istikrarı ve tek parti iktidarını yıkmış ve kullanabileceği parti ve liderleri ülke yönetimine ortak etme ihtimalini oluşturmuşlardır.
Sonuç olarak Türkiye artık güçlü ve gücünün farkında olan bir ülkedir. Unutmayalım, Türkiye şu anda 3 yılda Suriyelilere harcadığı 5 milyar dolardan çok daha fazlasını, geçmişte her yıl borç faizi olarak ödemekte ve maalesef hortumculara ve faiz lobisine vermekteydi. Erdoğan’a düşmanlıklarının bir sebebi de budur. Türkiye kendi yüz milyarlarca yatırımlarını durdurmadan dünyada mazlum ülkelere kendi milli gelirine oranlandığında en fazla yardım yapan bir ülke olmuştur. Türkiye bunları yaparken zayıflamamış aksine güçlenmiştir. Nüfuzu altına girecek ülkelerin bu günlerine etki edemese bile, geleceklerini satın almaktadır. Gelecek yıllar bu güç ve idealimiz kırılmazsa Türkiye, çevresinde ağzına bakılan ülkelerin olduğu ve bölge kaynaklarını bölge insanlarıyla birlikte kullanan bir süper güç olacaktır. Şimdi yapılan yatırım geleceğe olan yatırımdır. Zaten mevcut durumda kimseye ihtiyacı ve borcu olmayan güçlü bir ülkeyiz. Geleceğini planlamayan ülkeler batmaya mahkûmdur.
Sana eleştiri yapanlar Türkiye’yi hala küçük ve güçsüz gören ve görmek isteyen insanlardır. Bu insanlara bakarsan bu kişiler her 6 ayda modeli eskidi diye cep telefonunu ve 2-3 yılda modeli ve donanımı eskidi diye otomobilini değiştiren kişilerdir ki bu gücü de Ak Parti iktidarında elde etmişlerdir.
Türkiye Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul çizgi ve idealinde ilerlerken, batı ve emperyalist Hristiyan haçlı zihniyet bunu kendileri için hayati bir tehdit olarak görmektedirler. Biz, bizim hangi durumumuz bu dış güçlerin hoşuna gider ve hangi durumumuz bunları endişeye sevk eder ve bize düşman olurlar diye gözlem yaparsak doğru mu yanlış mı yaptığımızı görürüz. Şu anda bize hücum ettiklerine göre biz doğru yoldayız. Geçen gün sayın cumhurbaşkanımızın batı basını için beni övselerdi kendimden şüphe ederdim demesinin sebebi de budur. Saygılarımla.
Uz. Dr. Cengiz Sandıklı 14.06.2015 İzmir 1. Bölge M. V. Aday adayı


