TARİHİ, DOĞRU YORUMLAYANLAR VE DOĞRU KARARLAR ALANLAR YAZAR
Posted in Günlük Görüş ve Yorumlarım on 22 Kasım 2014
Genellikle tarih dediğimizde geçmiş tarihi andığımızı düşünür geçeriz. Fakat tarih geleceğimizi göreceğimiz bir dürbün ve teleskop gibidir. O cihazı ne kadar geliştirir ve nereye bakacağınızı bilerek bakarsınız kimsenin göremediklerini ve bilmediklerini görürsünüz.
Tarihi doğru yorumlayabilmek ve tarihe yön verebilmek ve hatta tarih yazabilmek için, tarihin derinliklerine inebilme ve derinliklerinde var olma ve bilgi ve tecrübe birikimine, bu tarihi geçmişe dayanarak bir güç coğrafyasına ve nüfuzuna sahip olmak ve mevcut durumda güçlü bir ekonomi, siyasi ve askeri yapıya dayanmak gerekir.
Şimdi bu perspektifi değerlendirmeye alalım. Tarih bir insanın hafızası gibidir. Milletlerin de hafızası tarihtir. Bir millet ne kadar eskiye ve derinliklerine dayanırsa hafızası o kadar geniştir. Önemli olan o hafızayı silmemek ve daha da önemlisi canlı tutmaktır. Bir millet ne kadar geniş bir hafızaya yani eski bir tarihe sahipse bilgi ve tecrübe birikimi o kadar zengindir.
Bu tespite göre Türk Milletini ve diğer milletleri değerlendirdiğimizde, güçlü bir tarihi eskilik bakımından Türk’ler kadar eski bir diğer millet Çinlilerdir.
Dünyada gördüğümüz devletlere baktığımızda bu güçlü tarihi derinliğe sahip başka bir millet yoktur. İngilizler tarihte ciddi varlıklarını 1700 lü yıllardan sonra göstermişlerdir. Daha önce Britanya adasına sınırlı, adı İngiltere ve İngiliz olmayan topluluklar birliği daha doğrusu ayrılıklarıydı.
Ruslar yine aynı tarihlerde tarih sahnesinde ciddi varlık göstermeye başlamışlardır.
Fransızlar, Almanlar belki biraz daha eski fakat Roma İmparatorluğunun yıkılmasından birkaç yüzyıl sonra ortaya çıkmış en fazla belki 500-600 yıllık bir tarihe sahiptir.
ABD, bir millete dayalı olmayan, tarihi ancak 250 yıl eskiye dayanan bir devletler topluluğudur.
Tarihte güçlü devlet ve imparatorluklar, Roma, Pers, Hitit, Mısır vb. bu gün aynı milletlerle devam etmemektedirler ve devamlılıkları yoktur.
Çinliler tarihin en eskilerinden olduğu gibi aynı zamanda devamlılık gösteren güçlü bir geçmişe sahiptir. Fakat Çinliler geçmiş coğrafyalarından hiç ayrılmamışlardır.
Fakat Türk Milletine gelince tarihin en eski devirlerinden itibaren hep hareketli olmuş, Asya’nın en ucundan Batı Avrupa’ya, Afirika’ya uzanan coğrafyada bulunmuş ve bulunduğu bütün bu coğrafyalarda büyük devletler (16 adet) ve hatta imparatorluklar, Asya Hun, Batı Hun, Altınordu, Göktürk, Uygur, Büyük Selçuklu, Osmanlı gibi yüzyıllar boyu hüküm sürmüş imparatorluklar kurmuştur. Bu tarih, hiçbir zaman kesintiye uğramamış ve her devirde güçlü bir Türk devleti olmuştur.
Yukarıdaki perspektife baktığımızda Tarihi derinlik açısından Türk Milletine yaklaşan bir millet yoktur.
Perspektifimizde ikinci kriter güçlü bir coğrafi bir genişlik ve nüfuz alanıdır. Doğal olarak bulunduğunuz coğrafyalardaki güçlü geçmişiniz sizin o coğrafyalarda ve diğer coğrafyalarda hep akılda tutulmanıza ve etki alanına sahip olmanıza imkân verir. Yine bu coğrafyalardaki insanlar yaşadıkları geçmişle bugününü kıyaslayarak sizi daima değerlendirmede bulunur ve akılda tutar. Sizin bu insanlar üzerinde ve coğrafyada bıraktığınız olumlu izler, siz şu anda orada hükmetmeseniz bile zihinlere girebilmenize ve hatta zihinlere hükmetmenize imkân tanır.
Böylesi derin bir tarih ve coğrafya geçmişine sahip başka bir millet te yoktur.
Üçüncü kriterimize gelirsek mevcut güçlü durumunuzdur.
Mevcut durumda dünyada süper güç adı verilen ABD, Rusya, Çin, İngiltere dışında, Almanya, Japonya, Fransa hâkim güçlerdir. Fakat küçülen dünyada bu devletler ne kadar güçlü olsalar da bölgesel güçleri dikkate almadıklarında, geniş coğrafyalarda güçlü hâkimiyet kuramamaktadırlar. Bu sebeple kendi güdümlerinde olan bölgesel yönetimler oluşturmaya çalışırlar. İşte bu safhada bu yönetimlerin halklarına dayanmalarında zorluklar yaşamakta ve büyük ekonomik harcamalara girmekte, güç kullanmak zorunda kalmaktadırlar.
Zamanımızda büyük dünya güçlerinin kapıştıkları alan Ortadoğu yani enerji kaynaklarıdır. Bu bölgenin en büyük bölge gücü Türkiye’dir ve yukarıdaki kriterlere sahip bir devlettir. Yani egemen güçlerin aklında kendilerine rakip olabilecek bir güçtür Türkiye. Bu sebeple emperyalist dünya hâkimi olmaya çalışan güçler, kendi güdümlerinde uyuyan bir Türkiye arzulamışlar ve bunu başarmışlardır.
Fakat 12 yıldır yukarıda saydığımız kriterlerin farkında olan yöneticilerin iktidara gelmiştir. Türkiye’nin tek eksiğinin mevcut güç olduğunu, bunu yükselttiği oranda önce, izni olmadan bir şey yapılamayan bir bölge gücü ve sonra bir süper güç olacağını fark etmiştir.
Dünyadaki hâkim güçler Türkiye’nin her zaman süper güç olma potansiyeline sahip olduğunu değerlendirerek engel olmaya çalışmışlardır. Onlar için Türkiye potansiyel bir tehlikedir.
Bölge insanına bakıldığında ise, hafızada daima Osmanlı ve Türkiye devinin uyanarak tekrar o güce erişeceği ümidi vardır.
Türkiye, güçlü bir Türki devletler dünyasına (her türlü doğal zenginliğin bulunduğu, güçlü tarihi ve kan bağı olan) İslam dünyasına (din birliği olan ve Türkiye’ye geçmişte halifeliğin sahibi ve halende bu gözle bakan 1,5 milyarlık bir coğrafya) liderlik etme potansiyeline bu coğrafyadaki insanların kafasında kolayca kabullenilecek bir güce sahiptir.
Gerekli olan dünyanın gördüğü ve inandığı böyle bir güce ve potansiyele bizim de inanmamızdır. 12 yıldır ülkemiz buna inanan ve bunun için çalışan yöneticilerle yönetilmektedir.
Türkiye bu enerjiyi ve ideali Recep Tayyip Erdoğan, Ak Partiye borçludur. Sapmadan ve güçlü bir inançla milletinin gücüne inanarak çalışan bir Türkiye, gönüllere de giren (diğer süper güçlerde bu yoktur) bir süper güç olacak ve yine tarih yazacaktır.
Uz. Dr. Cengiz Sandıklı 22.11.2014


