TÜRK MİLLETİNİN HAYKIRIŞ TARİHİ 14 MAYIS

                Hepimizin malumu ülkemizde cumhuriyet 29 Ekim 1923 te ilan edilmiştir. Fakat TBMM nin açılışı 23 Nisan 1920 dir. 23 Nisan 1920 de toplanan ilk TBMM milletin gerçek meclisidir. Bu meclise seçilen mebuslar direk millet tarafından hiçbir gücün etkisi olmadan seçilmiştir. Cumhuriyet ise bizzat Mustafa Kemal’in seçtiği vekillerden ve tek bir partiden (başlangıçta Halk Fırkası ve 1924 den itibaren Cumhuriyet eklenerek CHP) oluşmuş bir meclisçe ilan edilmiştir. Yine bu ikinci meclis kimileri tarafından zafer diye ilen edilen fakat tam bir hezimet olan, birinci meclis tarafından onaylanmayan Lozan Antlaşmasını kabul etmiştir. Birinci meclisin fesih sebebi Lozan Antlaşmasını onaylamamasıdır. Birinci meclisin feshiyle kurulan ikinci meclis 9 Ağustos 1923 te faaliyete başlamıştır. Bu meclis ve daha sonraki seçimlerle oluşan meclisler hep tek kişinin seçtiği tek parti (CHP) meclisleridir ve kendisine ne emredilmişse onları onaylamıştır. Arada çıkan muhalefet ve millet içindeki muhaliflerin tespit edilip cezalandırılması için kurdurulan Serbest Fırka ve Cumhuriyetçi Terakkiperver Fırkaları kapatılıp mensupları cezalandırılmış ve İstiklal Mahkemelerinde asılarak katledilmişlerdir. Mustafa Kemal’in İstiklal Harbini birlikte başlattığı beşli olarak adlandırılan, Mustafa Kemal dışındaki Kazım Karabekir, Ali Fuat (Paşa) Cebesoy, Rauf Orbay ve Refet Bele sürgün edilerek cezalandırılmışlardır.

                Devrim denilen ve milletin bütün milli ve manevi değerlerini yok etmeye dönük ve gerçekten milleti deviren kanunlar bu tek parti döneminde mecliste kabul edilmiş ve binlerce insan uyduruk mahkemeler olan İstiklal Mahkemelerinde “önce asalım sonra yargılarız” mantığıyla asılarak katledilmiştir.

Mustafa Kemal’in vefatından sonra cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü milli şef adını alarak Mustafa Kemal’in adını ülkeden kazımak ve kendi gücünü ispat ve kabul ettirmek adına, paramızın üzerinden Atatürk’ün resmini kaldırıp kendi resmini koymuş, resmi kurumlardan Atatürk’ün resmini indirmiş ve kendini kabul ettirmek adına çok şiddetli (özellikle milletin dini inançları ve yaşam tarzını yok edici) zulümler uygulamıştır.

Dikkat edilirse bütün bu baskı ve zulmün sebebi milletin dini inançlarını yok etmektir. Ezanın Türkçe okunması, Kur’an’ın yasaklanması, İslami giyiniş tarzları, camilerin kapatılması satılması, ahır yapılması, evlerde Kur’an bulundurulmasının yasaklanması vb. baskı ve şiddet uygulamaları çok açık bir devlet terörü olarak gerçekleştirilmiştir.

İşte bu zulüm altında dahi millet baskıya boyun eğmemiş, toplum eylemleri yapmayarak bir büyük millet olduğunu, devletine isyan etmeyeceğini fakat zamanın kendisine geleceğini ve o zaman gereğini yapacağını, önceleri kurulan Serbest Fırka ve Cumhuriyetçi Terakkiperver Fırkasına teveccühü ile göstermiştir. 1946 da ilk çok partili seçim olarak görülen “açık oy gizli tasnif” gibi komik ve antidemokratik seçimde millet yine de Demokrat Partiye desteğini ortaya koymuş ve 14 Mayıs 1950 de gerçek çok partili seçimle millet beklediği sıranın kendisine geldiğini yeter söz milletin sloganıyla ortaya koyarak asla baskı ve zulümlere boyun eğmeyeceğini, cihan yönetmiş bir yüce millet olduğunu yeri geldiğinde iradesini en güçlü şekilde ortaya koyacağını göstermiştir.

Bu tarihten sonra milletin iradesinin yansıdığı meclisler ve hükumetler döneminde Türkiye sıçramalar yapmış, fakat bu güçlenme devirleri dış yönetim ve planlamalı ihtilal ve askeri müdahalelerle yok edilmek istenmiş ve bu darbeler 03 Kasım 2002 tarihine kadar başarılı olmuşsa da bu tarihten sonra Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki ak Parti sayesinde darbeler ve darbeci zihniyetler yok edilmiştir.

14 Mayıs demokrasi zaferi olarak adlandırılmakla beraber esas olarak büyük Türk Milletinin genetik yapısında cihan yönetme kabiliyetini ortaya koyduğu “beni yok edemezsiniz ben hep var olacağım ve ancak ben yönetirim” manifestosunun haykırıldığı bir tarihtir. 14 Mayıs irade ancak benimdir haykırışıdır.

Bu milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Komutanına, “sen bana kışlada komuta edersin fakat ben kışladan çıktıktan sonra sana ben komuta ederim” diyen gerçek demokrat hükümran güç olan bu millet her zaman cihanı yönetecektir. Yeter ki O’na inanalım ve önünü açık tutalım, ne istediğine bakıp onu gerçekleştirelim. Türk Milleti Peygamber övgülü ve dualı bir millet olarak daima doğruyu bize gösterecektir.

Bugünün değerini ortaya koyarken, demokrasi, millet ve inançları yolunda şehit edilenleri rahmetle anıyorum. Allah İslam’ın umudu ve yılmaz savunucusu milletimizi ve devletimizi daim muzaffer kılsın.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı   14.05.2015  

İzmir 1. Bölge M. V. Aday Adayı

Yorum Yaz